Harika bir kitaptı, soluksuz okudum diyebilirim, derin düşüncelere sevk eden, yer yer ağlatan yer yer gülümseten, sıcacık bir baba oğul ilişkisini anlatan bu kitabı mutlaka okumanızı tavsiye ederim...
Antonio günün birinde 9 yaşındayken okulda düşüp bayılır ve ayrılmış olan anne babası onu doktora götürürler, doktorun teşhisi "Nörovejetatif rahatsızlık, epilepsi"dir. İlaç tedavisi uygulanır, günden güne azalacağına artarak şiddetli bir şekilde epilepsi krizleri geçirmeye devam eder Antonio. Annesi ve babası ayrılmış olsalar dahi çocukları için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdırlar. Antonio'yu bu epilepsi hastalığından ötürü tek üzen şey arkadaşları ile futbol oynayamayak ve futbol oynadıktan sonra büfeye gidip arkadaşları ile gazoz içememektir.
Babası yıllar sonra ergenliğe adım atmış oğlunu tedavi için Antonio ile hem daha sık görüşebilmek, hem aslında onu terk etmediğini anlatabilmek, hem de onun tedavisi için epilepsi uzmanı Marsilya'da yaşayan bir doktora götürürler. Doktor ilaç tedavisine devam etmesi gerektiğini belirtir ve birkaç ay sonra tekrar gelmesini söyler.
Aradan geçen zamanda stresten uzak yaşamaya devam eden Antonio epilepsi tedavisi için tekrar Marsilya'ya o doktorun yanına gider, Antonio iyileşme katetmektedir doktora göre. Doktorun yeni tedavi yöntemi şu olur, tamamen epilepsi hastalığının geçip geçmediğini anlayabilmek için Antonio'ya 48 saat boyunca uyanık kalmasını söyler. Babası ilk olarak bu duruma itiraz eder, ama doktor bey sadece tahlil yapacaktınız, biz uçak biletimizi almıştık, dönecektik memleketimiz İtalya'ya der. Doktor ise, "tercih sizin dönebilirsiniz ancak tam emin olmak için bunu mutlaka yapmalısınız, tetiklerse eğer herhangi bir olay epilepsi hastalığını ilaç tedavisine devam etmek zorunda ancak herhangi bir bulgu olmazsa tamamen