| Hediye Demet Akan-Yara Atlası
Okurken alıntılara boğmamak için direndiğim bir kitap daha.
İnsanın kendi içindeki okyanusa yaptığı sessiz ama derin yolculuk gibi hissettirdi bana bu kitap. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey aslında içindeki olay örgüsünden ziyade hissettirdiği hislerdi. Böyle bir roman olacağını hiç düşünmemiştim. İçimdeki kelimelerin bu kitapta sayfaları doldurduğu yerlere şahit oldum.
Romanın merkezindeki karakter, hayatın içinde var olmaya çalışırken kendine yabancılaşmış bir insan. Kalabalıkların arasında yalnız hisseden, kendini takdir etmesini bilmeyen, insanları iyi gözlemlemeye bağlı iç sesiyle yaşayan ve içinde neyin eksik olduğunu tam olarak tarif edemediği bir boşlukla mücadele eden “travma yükü fazla” olan biri. Biz de bir doktorla konuşmalarına şahitlik ediyoruz. Bu aslında bir tedaviden çok, kendi ruh okyanusunun derinliklerine doğru yapılan bir keşfe dönüşüyor.
Okurken birçok yerde kendimden parçalar buldum. Hatta bazı sayfalarda, terapide konuşan kişi sanki benmişim gibi hissettim.🫨 Sanırım yazarın en sevdiğim yanı da bu oldu. Görünmeyen yaraları öyle güzel anlatıyor ki insan kendini anlaşılmış hissediyor Üstelik yazar bunu çok sade ve samimi bir dille yapıyor. İnsan bazen içindeki boşluğun sebebini de, taşıdığı yaranın yerini ve kaynağını da tam olarak bilemeyebiliyor. Ama bu kitap, o boşluğa ışık tutuyor ama size o boşluğun kaybolacağını vadetmiyor.. adını koyamadığın duyguların peşine düşüp yaralarının atlasını çıkararak sana kendini biraz daha yakından tanıma fırsatı sunuyor.
Bazı yaraları iyileştirmek istemiyorum daha fazla. Düzeltmek istemiyorum. Acıyla terbiye edilmeye razıyım. İnsan, Allah’ı en çok acıdan kıvranırken hatırlıyor, yalan değil. Ve insan konuşmaların en güzelini Allah’a acıyla yaklaştığında yapıyor.