Alican Ercan

Alican Ercan
@bunayasamakdenirse
Scientia est potentia.
''Yol karardığında yolunu ayırana dost denmez.''
Sayfa 276
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Karanlık Şehirde Tek Işık
Karanlık Şehirde Tek Işık Ön Söz İnsanlık artık neredeyse yok oldu. Şehirler sessizliğe gömülmüş, sokaklarda yaşam yerine çürümenin soğuk nefesi dolaşıyor. Ama hikâyem sadece karanlık değil… Bu, yok oluşun ortasında bile sönmeyen bir umudun, bir sevginin ve bir ışığın hikâyesi. Bir motorcu. Bir şehir. Bir aşk. Ve karanlığın bile gizleyemediği o tek ışık. Bölüm 1 – Gecenin İçinden O gece, karanlığın içinden hızla sürüyordum motorumu. Sokak lambalarının hepsi çoktan sönmüştü; şehrin üzerini kaplayan sis, koca bir yorgan gibi ağırlaşıyor, nefes almayı bile zorlaştırıyordu. Rüzgâr yüzümü kesiyor ama içimdeki ateşe dokunamıyordu. Etrafta insan denilen şeye artık pek rastlanmıyordu. Mutasyona uğramayan az kişi ya saklanıyor ya da umudunu çoktan kaybetmişti. Şehir, çökmüş bir medeniyetin gölgesinde sürünüyordu. Ama ben hâlâ sürüyordum. Bir sebebim vardı. Bir umudum vardı. Yolun sonunda beni beklediğine inandığım sevgi dolu bir çift göz… Bu karanlığın bile söndüremediği bir sıcaklık.
Roman
"İnsanlar" -Geralt başını karşı yöne çevirdi- "canavar ve canavar hikayeleri uydurmayı severler. Bunu yaptıkları zaman kendi canavarlıklarını görmezler. İçkinin dibine vurduklarında, sahtekarlık, hırsızlık yaptıklarında, karılarını kayışla dövdüklerinde, yaşlı büyükannelerini aç bıraktıklarında, tuzağa düşmüş bir tilkiyi gübre yabasıyla delik deşik ettiklerinde ya da dünyada yaşayan son tekboynuzu ok yağmuruna tuttuklarında gün ağarırken kulübelerinin arasında dolanan Bane'in onlardan daha kötü biri olduğunu düşünmek işlerine gelir. Böylece yüreklerine su serpilir. Yani yaşamak kolaylaşır"
"Eh, hiçbir sevgi sonsuza kadar sürmez."
Sayfa 287
''At sürüp kılıç savura bilirim; ne acıdan korkarım ne de ölümden'' ''Neden korkarsınız hanımefendi ?'' diye sordu adam. ''Kafesten,'' dedi kız. ''Ta ki yaşlılıktan ve alışkanlıktan parmaklıkları kabullenip, büyük işler başarma isteği hatırdan veya gönülden silininceye kadar parmaklıkların arkasında kalmaktan''
Sayfa 749