Bir roman kahramanı mesela. Kitapta bir laf eder. Altı çizilecek cilalı cümlelerden değil ama, kendi halinde bir cümle. Bir tek sen cımbızlarsın onu kitabın kalabalığından. Sırf sana bir şey anlatır o cümle. Başka herkese susar.
Nasıl olduğunu bilmiyorum. Ama oluyor.
Bir şey oluyor. Ruhla beden birbirinden ayrılıyor. İnsan ölü gibi oluyor, ama ölü değil.
Varlık bir süre ruhta yaşamaya devam ediyor ve o an için kendine ait olmayan bedenin faaliyetini, sanki ölmüş gibi izleyebiliyor.
Ama bu tecrübenin izi incecik, buruşuk bir halde, dokunsan acıyacak bir halde yüzeyde bir yerde duruyor. Olup biten hatırlanmasa bile, dinmeyen bir sızı kendini daima hatırlatıyor.