9/10
·376 syf.··
2026 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 11:16
Narsist insanları her ne kadar bildiğimizi sansak da bazen kendilerini çok iyi gizleyebiliyorlar. Bazen sorunlar karşısında acaba sorun bende mi diye kendinize sorarsınız ya ? İşte bu kitap burada devreye giriyor. Manipulatif insanları tanıyorsunuz. Anneniz,babanız,eşiniz,sevgiliniz,belki okulda müdürünüz,belki de en yakın arkadaşıniz. Bana çok faydası oldu. Kesinlikle önereceğim bir eser. Kendinizi bu alanda geliştirip bu insanlardan korumak için ya da ustalıkla baş edebilmek için kaleme alınmış.
1000Kitap
Narsistlerden ÖzgürlüğeBurak Öge · Destek Yayınları · 2024117 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2026 391. kitabı
Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi - Üçüncü Perde, Beyza Alkoç’un gençlik ve gizem türünde büyük bir okur kitlesine ulaşan popüler serisinin heyecan dolu üçüncü kitabıdır. İlk iki kitapta başlayan ve bir okulda karantinaya alınmalarıyla hayatları tamamen değişen dört gencin hikayesi, bu ciltte de temposunu hiç düşürmeden devam eder. Zeynep, Onur, Burak ve Mert, namıdiğer Mahşerin Dört Atlısı, bu perdede de kendilerini yine gizemli olayların, tehlikeli sırların ve büyük yüzleşmelerin ortasında bulurlar. Birbirlerine olan sadakatleri ve sarsılmaz dostlukları, karşılaştıkları yeni zorluklar, tehlikeler ve geçmişten gelen gölgeler karşısında bir kez daha büyük bir sınavdan geçer. Karakterlerin arasındaki duygusal bağlar, özellikle de Onur ve Zeynep'in ilişkisi bu kitapta daha da derinleşir. Yazarın akıcı, sürükleyici ve merak unsurunu her an canlı tutan anlatım tarzı, okuyucuyu sayfalar arasında hızlı bir yolculuğa çıkarır. Gençlik heyecanlarını, dramı, aşkı ve gizemi bir arada sunan bu üçüncü perde, serinin takipçileri için macera ve heyecan dozunu bir üst seviyeye taşıyan bir devam halkası niteliğindedir.
Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi — Üçüncü PerdeBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 201817bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·272 syf.··
2026 376. kitabı
Burak Aksak'ın ekranlarda bir efsaneye dönüşen dizi karakterlerini ve o absürt, samimi dünyayı edebiyata taşıdığı Leyla ile Mecnun romanı, televizyon tarihinin en sıra dışı mahallesini sayfalar arasında yeniden canlandırıyor. Kireçburnu'nun o bildik deniz kokusunu, Mecnun'un bitmek bilmeyen şaşkınlıklarını, İsmail Abi'nin o umut dolu el sallayışlarını ve bakkal çırağından hırsızına kadar herkesin bir aile olduğu o masalsı atmosferi yazarın kendine has mizahi ve hüzünlü diliyle harmanlıyor. Eser, sadece dizinin bir özeti değil; hayata, aşka, dostluğa ve "o geminin bir gün geleceğine" dair inanca yazılmış içten, eğlenceli ve bir o kadar da göz yaşartıcı bir saygı duruşu niteliği taşıyor.
Leyla ile MecnunBurak Aksak · Küsurat Yayınları · 201817,6bin okunma
Puan vermedi·352 syf.··
2026 335. kitabı
Beyza Alkoç, Karantina - Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi (İkinci Perde) adlı bu popüler gençlik ve gizem romanında, salgın hastalık şüphesiyle karantinaya alınan bir okulda yolları kesişen Zeynep, Onur, Burak ve Mert’in –yani Mahşerin Dört Atlısı'nın– ilk kitapta başlayan tehlikeli maceralarının devamını konu alır. Yazar; okuldan kaçmayı başaran ancak peşlerindeki gizemli düşmanlar ve çözülmeyi bekleyen cinayetler yüzünden sürekli bir kaçış ve hayatta kalma mücadelesi içinde olan gençlerin hikayesini anlatırken; sarsılmaz dostluk bağlarını, aşkı, güveni, ihaneti ve geçmişin karanlık sırlarıyla yüzleşirken birbirlerine sığınmalarını, yüksek tempolu, heyecan dolu, akıcı ve genç okurların büyük beğenisini kazanan sürükleyici bir dille işler.
Karantina: Mahşerin Dört Atlısının Hikayesi — İkinci PerdeBeyza Alkoç · İndigo Kitap · 201719,1bin okunma
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 63. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:24
"Yanık Saraylar", Sevim Burak'ın dilin sınırlarını zorlayan, insan ruhunun kırık aynalarına tutulmuş sarsıcı bir ışık olarak edebiyatımızda müstesna bir yerde duran eserlerinden biridir. Olay örgüsünden çok bilinç akışının, parçalanmış hafızanın ve insanın kendi içindeki yangınların anlatısıdır. Burak, klasik hikâye anlatımını bilinçli şekilde dağıtarak okuyucuyu hazır cevapların konforundan çıkarıyor; her cümlede yeniden düşünmeye, satırlarda metnin görünmeyen boşluklarını tamamlamaya davet ediyor. "Yanık Saraylar" karakterleri aidiyetsizliğin, geçmişle hesaplaşmanın ve varoluş sancısının sembolleridir. Yazarın dili kesik, şiirsel ve bilinçli olarak düzensiz, ancak bu düzensizlik insan zihninin karmaşık yapısının estetik bir yansımasıdır. Eserde sıkça hissedilen yabancılaşma duygusu, modern insanın kalabalıklar içinde kayboluşunu anlatırken; mekânlar ve nesneler de karakterler kadar canlı bir anlam yüklenmiş. Kitabın adı olan “Yanık Saraylar”, insanın içinde yıkılmış umutları, küllenmiş hatıraları ve zamanın harap ettiği ruh coğrafyasını temsil eden güçlü bir metafordur. Eser, kolay okunan bir kitap olmaktan ziyade sabır ve dikkat isteyen, her dönüşte farklı anlamlar sunan edebî deneyim. Sevim Burak hikâyelerde dili yeniden kuruyor, hafızayı sorguluyor ve okuyucuyu kendi iç dünyasında dolaştırıyor.
1000Kitap
Yanık SaraylarSevim Burak · Yapı Kredi Yayınları · 19651,013 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2026 57. kitabı
Faruk Demir’in “Sokağın Çığlığı: Kanlı Ay Tutulması” kitabı, olay örgüsü bakımından yalnızca Enes ve Hilal’in dramını anlatan bir hikâye değil; çocuk ihmali, yetimlik, sokak hayatı, suç örgütleri, adalet ve vicdan arasında gidip gelen çok katmanlı bir toplumsal roman gibi ilerliyor. Hikâyenin ilk damarında camide yaşanan hırsızlık, gazeteci Burak Mert’in olaya dâhil oluşu ve Abdullah ile Ayşe’nin çocuklarla karşılaşması var. Fakat bu başlangıç, aslında okuru daha derindeki asıl meseleye hazırlıyor: Enes ve Hilal’in suça karışmış görünmesinin arkasında büyük bir sahipsizlik, aile yoksunluğu ve korunamamış çocukluk var. Olay örgüsü ilerledikçe Abdullah ve Ayşe, Enes ile Hilal’in hayatında bir dönüm noktasına dönüşüyor. Ayşe’nin hamilelik süreci, sonrasında yaşadığı kayıp ve buna rağmen Hilal’e annelik duygusuyla yaklaşması kitabın duygusal merkezini oluşturuyor. Burada hikâye sadece “iyi insanların iki çocuğa yardım etmesi” şeklinde kalmıyor; sevginin, sabrın ve sahiplenmenin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu gösteriyor. Çünkü Hilal sevgiyle toparlanmaya açıkken, Enes aynı oranda kırgın, öfkeli ve savrulmuş durumda. Onun içindeki öfke, aslında kötülükten değil; yıllarca bir yere ait olamamanın, kardeşini kaybetme korkusunun ve mutlu aileleri uzaktan izlemenin verdiği yaradan besleniyor. Enes’in yetimhaneden kaçışıyla hikâye daha sert bir çizgiye geçiyor. Sokaklar, romanda yalnızca olayların geçtiği yer değil; toplumun dışına itilmiş insanların ortak kaderi gibi kullanılıyor. Enes’in Ali Asaf, Muhsin ve Hırpani gibi karakterlerle karşılaşması, onun dünyasını genişletiyor. Bu karakterler, toplumun kenarında kalmış insanların da kendi içinde merhamet, dostluk ve dayanışma taşıyabileceğini gösteriyor. Ali Asaf’ın Enes’e yaklaşımı, Muhsin’in geçmişi ve Hırpani’nin
Sokağın Çığlığı: Kanlı Ay TutulmasıFaruk Demir · Erda Yayınları · 20262 okunma