Bir süre sonra en kötü alışkanlığım olan sigara geldi aklıma. Bağırdım görevliye, beş dakika sonra biri geldi. "Arkadaşım sigara içeceğim, ayrıca tuvalete gideceğim" dedim. Görevli bana "Burası babanın evi mi koçum? Otur oturduğun yerde!" dedi. Nezarethanenin ne olduğunu, oraya konulan insanların haklarını çok iyi bilen bir jandarma subayı olarak yüksek sesle itiraz edip amirini çağırmasını istedim. Bu sırada hücrelere tıkılmış insanlar merak içinde bu konuşmaları dinliyorlardı. Neden sonra "Ben amirim" diye biri geldi. Küstahça "Ne var?" dedi. Ona da anlattım taleplerimi ve haklarımı. Tınmadığı gibi küfürle karışık bir sürü şey söyledi. Anladım ki tam bir FETÖ görevlisi."Kulaklarım biraz rahatsız lütfen şu kapıyı açıp söyler misiniz sizi duyamıyorum" dedim. Diğer hücrelerde bulunan vatanseverlere de gözdağı vermek amacı ile hücre kapısını açtı ve bana bir nefes mesafesinde yaklaştı. Bir anda yanlışlıkla (!) benim alnıma burnunu çarptı ve yere düşüverdi. Ortalık bir anda karıştı, yanındaki görevli hemen kapıyı kapattı. Fiziki anlamda FETÖ kumpasına ilk tepkiyi böyle verdim. Sonra birileri geldi."Tuvalete gitmek ve sigara içmek sizin hakkınız tabii" filan dediler. Burnu kanayan arkadaşları için "Sizi dava etmeyeceğiz ama sakin olun" diye de eklediler. Ama ondan sonraki süreçte diğer hücredekilerle birlikte tuvaletin yanında epeyce zaman geçirme şansı bulduk. Aslında devlet görevlisi olan kişilere zorluk çıkarmak asla aklından geçmeyen bir insanım ama onların FETÖ'cü olduğunu biliyordum ve her şekilde direnmem gerektiğinin de farkındaydım.