Burak Buğra Okur

Burak Buğra Okur

, bir kitap okudu
9/10
·136 syf.·
Beğendi
·
23 günde okudu
·
2022 9. kitabı
Andrew Mango
9/10 · 16 okunma
Reklam
Osmanlı devlet adamları, medrese denilen din okullarında okuyan fanatik öğrencilerin durumunu kamu düzenine karşı bir tehlike olarak görmüştür. Osmanlıların başlangıçtaki genişleme döneminde, medreseler imparatorluk için geniş fikirli iyi yöneticiler yetiştiriyordu. Ancak XIX. yüzyılda devlet hizmeti için normal okulların açılmasıyla medreseler önemini kaybetmiş, reforma karşı çıkanların yuvalandığı yerler halini almıştır. Farsça "suhte" (yani "heyecanla yanan") kelimesinden gelme "softa" adı takılmış olan bu öğrenciler, kendilerine göre günahkârlık olan yeniliklerin karşısına çıkmıştır. 1908'den sonra iktidara gelen İttihatçılar, medreseleri ıslaha teşebbüs etmiş ve 1916'da bunları laik bir kuruma, olmayan Maarif Bakanlığı'na bağlamıştır.5 Atatürk 1924'te Tevhidi Tedrisat Kanunu'yla medreseleri tamamen kapatmıştır. Medreselerin ayakta kalabildiği Müslüman âleminde, hükûmetlerin her türlü basına rağmen bu medreseler hâlâ fanatikler yetiştirmektedir.
Sayfa 84·Kitabı okudu

Burak Buğra Okur

, bir kitap okudu
10/10
·160 syf.·
Beğendi
·
4 günde okudu
·
2022 8. kitabı
Abdullah Ziya Kozanoğlu
8.2/10 · 106 okunma
1998 eylülünde Türkiye “artık yeter" dedi. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in başkanlığındaki Millî Güvenlik Kurulu toplantısında, PKK'yı toplayıp topraklarından atması için Suriye'ye baskı yapılmasına karar verildi. 16 eylül günü Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Atilla Ateş, Suriye sınırı yakınlarında bir yerde yaptığı konuşmasında açıkça, "Suriye bizim iyi niyetimizi yanlış okuyor. Öcalan eşkiyasına destek vermekle terörü Türkiye'nin başına bela ediyor. Şayet Türkiye'nin iyi ilişkiler içinde olma gayretlerinin devamını arzu ediyorsa, aynı şekilde mukabele etmelidir. Aksi halde Türkiye gerekli tedbirleri almak hakkını kazanacaktır" dedi. Aynı yıl Cumhurbaşkanı Demirel de Parlamento da açılış konuşmasında, Suriye terörizmi desteklemeye devam ederse, Türkiye'nin karşılık verme hakkını saklı tuttuğunu beyan etti. Bu ikaz Suriye sınırına Türk birliklerinin sevk edilmesiyle desteklendi. 3 ekim 1998'de, Mısır Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek Ankara'ya geldi, krize bir çözüm anıyordu. Türk hükümeti, kendisine, Suriye Öcalan'ı teslim etmezse sonuçlarına katlanması gerektiğini ifade etti. Suriye yola gelmekte gecikmedi. Önce Türk sınırları yakınındaki PKK kamplarını kapattı. Sonra da Öcalan'a Suriye'den çıkmasını bildirdi.
Sayfa 64·Kitabı okudu
Türkiye'nin Avrupa'ya ne kadar yakın olduğunu göstermeye ihtiyaç duyulursa, buna örnek olarak, Paris'teki öğrenci eylemlerinin başlamasından sadece bir ay sonra 1968 haziranında, sol eğilimli öğrencilerin İstanbul Üniversitesi'nde birkaç fakülteyi işgal edip yıl sonu sınavlarını engellemesi gösterilebilir.Fakat işin aslında Türk öğrencilerin gayesi, benzeri Batılı öğrencilerin ana gayesinden farklıydı. Batılı romantik gençler, savaş sonu gelişen materyalizme karşı çıkayordu. Türkiye'de ise, gençleri kızdıran ülkenin gelişmemişliğiydi.Türkiye'de maddî olanaklar 1950'de işbaşına gelen Demokrat Parti'nin idaresinde süratle gelişmişti. Fakat devletin kaynakları bu hızlı gelişmeyi finanse etmeye yeterli değildi, ekonomi enflasyona yenik düşmüştü ve ödeme dengesi başta Amerikan yardımı olmak üzere dış yardımlarla ayakta durabiliyordu.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Reklam