Abdullah Ziya Kozanoğlu

Abdullah Ziya Kozanoğlu

Yazar
8.9/10
92 Kişi
·
247
Okunma
·
29
Beğeni
·
3.089
Gösterim
Adı:
Abdullah Ziya Kozanoğlu
Tam adı:
Aptullah
Unvan:
Türk Mimar, Müteahhit, Romancı, Çizgi-Roman Yazarı
Doğum:
İstanbul, 16 Ocak 1906
Ölüm:
İstanbul, 29 Mart 1966
Abdullah Ziya Kozanoğlu, Abdullah Ziya Bey (d. 16 Ocak 1906, İstanbul - ö. 1966 İstanbul), Türk mimar, müteahhit, romancı, çizgi-roman yazarı.
Tarihi serüven romanı ve piyes türündeki popüler eserleri ile tanınmış milliyetçi bir yazardır. Romandan sonra çizgi roman ve sinema kahramanı olarak ilgi gören Malkoçoğlu, Gültekin, Seyit Ali Reis kurgu-karakterlerin yaratıcısıdır. 1942-1950 arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığını yapmış bir spor adamıdır. İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ve Ankara Hukuk Fakültesi gibi yapıların inşaatını üstlenmiş bir mimar ve müteahhittir.
Manken ve oyuncu Yasemin Kozanoğlu’nun dedesidir.

16 Ocak 1906’da İstanbul’un Beşiktaş semtinde dünyaya geldi. Babası Abdulah Osman Bey, annesi Seyyide Hanım’dır. İlk öğrenimini Nişantaşı İttihat ve Terakki Mektebi’nde gördü. Ortaöğrenimine Gaziosmanpaşa Mektebi’nde başladı; 1922’de Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Yükseköğrenimine İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Mühendislik Bölümü’nde başladıktan sonra beşinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalınca Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’ne girdi; 1929’da Akademiden mezun oldu.  
1929’da Adana Belediye Fen İşleri müdürü olarak atanan Kozanoğlu, 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı’nda mimar olarak görevlendirildi. O yıl memuriyetten ayrılarak İstanbul’a döndü ve meslek yaşamına serbest mimarlık, müteahhitlik yaparak devam etti. İnşaat işlerini üstlendiği yapılar arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fen Fakültesi, İstanbul Operası birinci kısım inşaatı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Etibank, Tayyare Fabrikası, Ankara yeraltı suları, Malatya Tütün Fabrikası, Sağmalcılar Cezaevi bulunur.
Öğrencilik yıllarında gazetelerde çizerlik yapan ve roman tefrika etmeye başlayan Kozanoğlu’nun 1925 yılında Resimli Mecmua’da tefrika edilen “Kızıl Tuğ” adlı romanı, 1927’de kitap olarak yayımlandı. Türk edebiyatının ilk tarihsel serüven romanı kabul edilen bu eserin  devamı 1959’da çizgi roman olarak Suat Yalaz’ın çizimleri ile yayımlanmıştır. Yazı yaşamına tarihi serüven romanları ile devam etti. Romanlarında Abdulllah yerine “Aptullah” ismini kullandı. Eserlerinin çizgiromana ve sinemaya uyarlanması için uygun altyapıyı hazırlamakla uğraştı. Pek çok uyarlamayı kendisi yaptı; bu yüzden Türkiye’deki ilk ciddi çizgi roman yazarlarından birisi kabul edilir 
1942-1950 yılları arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığında bulundu.
Tiyatroya her zaman ilgi duyan yazar; İstanbul Taksim’de bir apartmaın üst katını tiyatro salonuna dönüştürerek Arena Tiyatrosu’nun kurulmasını sağladı 
Muhittin Hanım ile evliliğinden 3 çocuk sahibi olan Kozanoğlu, 23 Mart 1966’da İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir.
O'nu kaçırdılar, diye inledi.
- Niçin?!
- Diri diri yakmak için!
- Diri diri yakmak?! Bir kadını! Bu cinayet!..
- Hayır, Katolik dininde bir temizlik...
- ... hayatta bizi yıkacağını sandığımız öyle kötülükler vardır ki, bizi başarıya götürecek iyiliklerin kapısını açar.
Bir kadında Cenabıhakk'ın güzelliklerini arayan hak âşıklarına değil, bir kadını bir inek gibi görebilen öküzlere acımalı...
Güzel bir tarihi roman. Otsukarcı adındaki bir Türk cengaverin hayat hikayesini anlatıyor. Zamanında Cengiz Han'ın hayatını kurtaran Otsukarcı, Hasan Sabbah'a elçi olarak gönderilir. Burada oğlu Halit'e ikizi kadar benzediğinden onun yerine bir yarışa girer. Bu arada da Hasan Sabbah'ın kızı Sabiha'ya aşık olur. Oradan bir şekilde kurtulduktan sonra türlü badireler atlatır. Celaleddin Harzemşah ile tanışır. Sonra tekrar Cengiz Han'ın yanına gider ve Çin savaşına katılır. Bir şekilde oradan da kurtulur ama Cengiz Han ile arası bozulmuştur. Celaleddin Harzemşah ile bir okur ve Cengiz Han kuvvetleri ile savaşa girmeye başlar. Acaba kim kazanacaktır. Sabiha ile beraber olabilecek midir? Keyifle okunan bir roman.
Son derece güzel bir tarihi roman. Savcı Bey adlı romanın devamı niteliğinde olan bu romanda. Yıldırım Bayezid, Ankara savaşında mağlup olduktan sonra çıkan taht kavgaları anlatılıyor. Kendine Sarı Yani ismini veren Şehzade Mustafa, Timur'un elinden kaçar ve İstanbul'a kadar gelir. Burada Aleksandra adında bir kadınla tanışır ve aşık olur. Bu taht kavgalarında yer almayı düşünmemektedir ancak Emir Süleyman'ın da tahta geçmesini istemez. Onun aklındaki isim Musa Çelebi'dir. Bunun için yardım eder ancak çeşitli sebepler yüzünden Çelebi Mehmet tahta geçer. Bu arada Bizans ve haliyle Anemas zindan komutanı Laskaridis sarı benizli adamın gerçek kimliğini öğrenir ve onu da Osmanlı eski gücüne kavuşmasın diye tahta kavgalarının içine sürüklemeye çalışır. Acaba başarılı olabilecekler midir? Soluksuz okunan bir roman.
Tarkan, Battal Gazi, Malkoçoğlu gibi kahramanlarla büyüdüğüm için kitabı okurken çocukluğuma doğru gidip geri geldim. Hatta kitabın kahramanı Malkoçoğlu'nu kafamda Cüneyt Arkın olarak canlandırdım. Okurken çok keyif aldığım bir kitaptı, Yazar Malkoçoğlu'nun kılıçta ki ustalığı ve cengâverliği ile epik olarak çok güzel bir tat katmış; yeri geldiğinde yaptığı espriler ve nüktedanlığı ile de mizahi bir hava estirmiş kitapta. Olmazsa olmaz aşk da var tabii. Abdullah Ziya Kozanoğlu, çok iyi bir yazar ve tarihi roman türünde ilk okunacak yazarların başında geliyor. Kitabı okumayı düşünenlere tereddütsüz tavsiye ederim :)
Kitabın konusu Yıldırım Beyazıt'ın kardeşi Savcı Beyin hayatını anlatıyor. Tabi daha çok kurgusal olarak anlatılıyor biraz araştırdım Savcı Bey 14 yaşında babasına isyan ediyor. Kitapta anlatılan ise gayet olgun bir Savcı Bey ve kendince Bizansta sefahat aleminde ve 14 yaşından daha çok en aşağı 20 yaşında izlenimi uyandıran bir karakter. Araştırmalarıma göre kitabın bir çok yerinde tarihi bir gerçeklik yok. Abdullah Ziya Kozanoğlu'nun kitapları genelde kurgusal tarih üzerine yazılmış. Tarihsel bir kitap değil bir roman olarak fevkalade diyebilirim.
Güzel bir tarihi roman daha. Piri Reis'in akrabası olan Karaman'lı Türk denizcisi Sencivanoğlu, Mısır valisinin ısrarı sonucu batık bir hazineyi kurtarmakla görevlendirilir. Ve bu iş için Nil Nehri vasıtasıyla Afrika'ya gider. Burada çok güzel bir kadın ile karşılaşır ve aklı başından gider. Ancak Piri Reis'in hayatını kurtarmak için hem yamyamlarla hem vahşi hayvanlarla hem de Portekizli askerlerle savaşıp hazineyi kurtarması gerekmektedir. Acaba bu işte başarılı olabilecek midir? Meçhul güzel gerçekte kimdir? Soluksuz okunan bir roman.
Oldukça güzel bir tarihi roman. Meço Han'ın yeğenleri olan ve Göktürk devletinin kurucularından Gültekin ve Bilge Kağan'ın hayat öyküsünün anlatıldığı güzel bir roman. Daha çok Gültekin'in başından geçenler anlatılıyor. Öncelikle Çin'deki taht kavgaları ve boyunduruk altındaki Türklerin devlet olması için çalışan Gültekin'in meşhur atı Başko ve boz kurdu Asena ile beraber gösterdiği yiğitlik anlatılıyor. Çin'le olan mücadele, Salak adlı yarı Çinli yarı Türk adamın katkıları, büyücübaşı Yü-Hen-Gü, Hakan Hatun, Si-Ye-U gibi isimlerin Gültekin ile olan savaşı ve Ulafer adlı Türk kızına olan sevgisinin anlatıldığı güzel bir kitap. Mutlaka okunması gerekenlerden.
Son derece güzel bir tarihi roman. Malkoçoğlu Kasım Bey, Macar elbiseleri içerisinde gezerken bir prenses olan Mariya ile karşılaşır ve ondan hoşlanır. Bu arada bir mareşalden dayak yer ve öcünü Mohaç'ta alacağını söyler. Mohaç Zaferinden sonra kayıp Macar tacını aramaya başlar ve bu arada Rodos'ta öldürüldüğü zannedilen Cem Sultan'ın oğlunu kurtarır. Osmanlı ordusu Japolya'yı korumak için Viyana sınırına gelir ancak hazırlıkları eksiktir. Kasım Bey de sürekli çalışmaktadır. Kalenin zayıf yerlerini belirten bir haritayı temin eder ama iş zor iştir. Acaba Kasım Bey sevdiği kadın olan Mariya'yı Macarların elinden kurtarabilecek midir? Keyifle okunan bir roman.
Kozanoğlu, tarihi romancılığın üstadıdır bana göre. Birçok kişi ondan etkilenerek yoluna devam etmiş, Yeşilçam'a aktarılan filmlerin çoğu da kitaplarından alınmıştır.

Bu kitapta, Fetret döneminde dönen Bizans entrikaları, başsız kalan ülkenin durumu, şehzadelerin düşünceleri çok güzel yansıtılmış. Düzmece Mustafa olayı denilen meşhur olayı kendi üslubunda yine araya bir aşk sokarak sonlandırmış. :) Malkoçoğlu'nda da yaptı bunu, Kızıl Tuğ'da da. Abdullah Hoca aşksız duramıyor :D

Kitap eski olmasına rağmen akıcı, hemen bitiyor.

Atsız'ın Deli Kurt, romanı da yine o döneme ait o da gerçek bir hikaye üzerine kurulu tek farkı daha yöresel. Onu anımsadım okurken. ^^
Çok güzel bir tarihi roman. Atilla Han'ın başbuğları Olcayto, Argon ve Balamir'in maceralarını anlatıyor. Alangoya ve babası olan Mısırlı iki insan zamanında zulme maruz kalmıştır ve intikam alacaklardır. Olcayto, Alangoya'ya sevdalanmıştır. Bu arada pek çok başarı kazanan bu başbuğlar Bizans'a elçi olarak giderler. Ve başlarına bin türlü bela gelir. Ancak hepsinden bir şekilde sıyrılmayı başaracaklardır. Keyifle okunan bir roman.
Lise yıllarımda okusam etkisinde kalacağım çok güzel bir eserdi ama şimdi biraz abartı gibi geliyor özellikle Hasan Sabbah ile ilgili okuduğum diğer kitaplarla karşılaştırdığım zaman her ne kadar birebir tarihi bir romandan çok tarihsel kurgulu bir roman olsa da özellikle Hasan Sabbah kısmının bu kadar abartılmasını beklemiyordum. Kitapta Hasan Sabbah'ın Türk soyundan geldiği iddia edilmiş ama diğer okuduğum romanlar da Türk olmaktan çok İranı kontrolünde bulunduran Türk ordusunu dağıtmak için kurulan bir örgüt olduğu teorisi daha akla yakın (bkz:Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol). (Zaten bizim insanımız da genel olararak ünlü kişileri bi Türk yapma adeti var gibi). Bir diğer dikkatimi çeken konu kitapta Nizamülmülk'ten bahsedilmemiş olması, Hasan Sabbah'tan bahsedip Nizamülmülk'ten bahsetmemesi ayrıca dikkatimi çekti. Genel olarak tarihi değil de tarihsel kurgu bir roman yönünden beklentimi karşıladı diyebilirim dediğim gibi lise çağında okumuş olsam uzun süre etkisinde kalacağım bir eserdi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdullah Ziya Kozanoğlu
Tam adı:
Aptullah
Unvan:
Türk Mimar, Müteahhit, Romancı, Çizgi-Roman Yazarı
Doğum:
İstanbul, 16 Ocak 1906
Ölüm:
İstanbul, 29 Mart 1966
Abdullah Ziya Kozanoğlu, Abdullah Ziya Bey (d. 16 Ocak 1906, İstanbul - ö. 1966 İstanbul), Türk mimar, müteahhit, romancı, çizgi-roman yazarı.
Tarihi serüven romanı ve piyes türündeki popüler eserleri ile tanınmış milliyetçi bir yazardır. Romandan sonra çizgi roman ve sinema kahramanı olarak ilgi gören Malkoçoğlu, Gültekin, Seyit Ali Reis kurgu-karakterlerin yaratıcısıdır. 1942-1950 arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığını yapmış bir spor adamıdır. İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi ve Ankara Hukuk Fakültesi gibi yapıların inşaatını üstlenmiş bir mimar ve müteahhittir.
Manken ve oyuncu Yasemin Kozanoğlu’nun dedesidir.

16 Ocak 1906’da İstanbul’un Beşiktaş semtinde dünyaya geldi. Babası Abdulah Osman Bey, annesi Seyyide Hanım’dır. İlk öğrenimini Nişantaşı İttihat ve Terakki Mektebi’nde gördü. Ortaöğrenimine Gaziosmanpaşa Mektebi’nde başladı; 1922’de Kabataş Erkek Lisesi’nden mezun oldu. Yükseköğrenimine İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Mühendislik Bölümü’nde başladıktan sonra beşinci sınıfta okuldan ayrılmak zorunda kalınca Güzel Sanatlar Akademisi Mimarlık Bölümü’ne girdi; 1929’da Akademiden mezun oldu.  
1929’da Adana Belediye Fen İşleri müdürü olarak atanan Kozanoğlu, 1932’de Milli Eğitim Bakanlığı’nda mimar olarak görevlendirildi. O yıl memuriyetten ayrılarak İstanbul’a döndü ve meslek yaşamına serbest mimarlık, müteahhitlik yaparak devam etti. İnşaat işlerini üstlendiği yapılar arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fen Fakültesi, İstanbul Operası birinci kısım inşaatı, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Etibank, Tayyare Fabrikası, Ankara yeraltı suları, Malatya Tütün Fabrikası, Sağmalcılar Cezaevi bulunur.
Öğrencilik yıllarında gazetelerde çizerlik yapan ve roman tefrika etmeye başlayan Kozanoğlu’nun 1925 yılında Resimli Mecmua’da tefrika edilen “Kızıl Tuğ” adlı romanı, 1927’de kitap olarak yayımlandı. Türk edebiyatının ilk tarihsel serüven romanı kabul edilen bu eserin  devamı 1959’da çizgi roman olarak Suat Yalaz’ın çizimleri ile yayımlanmıştır. Yazı yaşamına tarihi serüven romanları ile devam etti. Romanlarında Abdulllah yerine “Aptullah” ismini kullandı. Eserlerinin çizgiromana ve sinemaya uyarlanması için uygun altyapıyı hazırlamakla uğraştı. Pek çok uyarlamayı kendisi yaptı; bu yüzden Türkiye’deki ilk ciddi çizgi roman yazarlarından birisi kabul edilir 
1942-1950 yılları arasında Beşiktaş Jimnastik Kulübü başkanlığında bulundu.
Tiyatroya her zaman ilgi duyan yazar; İstanbul Taksim’de bir apartmaın üst katını tiyatro salonuna dönüştürerek Arena Tiyatrosu’nun kurulmasını sağladı 
Muhittin Hanım ile evliliğinden 3 çocuk sahibi olan Kozanoğlu, 23 Mart 1966’da İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi, Zincirlikuyu Mezarlığı'na defnedilmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 29 okur beğendi.
  • 247 okur okudu.
  • 6 okur okuyor.
  • 153 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.