Adı:
Malkoçoğlu
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758509874
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
- Vurun! diye haykırdı.

Bu tek adama karşı yüzlerce, binlerce asker vurmak için kurşunlar yağdırdılar. O belki vurulmuştu, belki vurulmamıştı. Fakat atını sürmüş üzerlerine doğru geliyordu. Tek akıncı başınada kanlı sargılar, son şarı da yakmak, son kaleyi de vurmak için tek başına yürüyordu.

Birkaç kere atının üzerinde kaydı, ya şimdi vurulmuştu, ya buraya gelirken yaralıydı. Bu kahraman adam, ölüme bile bile yürüyordu. Birden nasıl oldu. Yan sokaklardan üç atlı koptu. Üç yüz askerin kavga gürültüsünü bastırdı:

- Biz de vardık Malkoçoğlu! Çal kılıcını korkma! diye bağırdılar. Biz de geldik.
(Arka Kapak)
144 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Tarkan, Battal Gazi, Malkoçoğlu gibi kahramanlarla büyüdüğüm için kitabı okurken çocukluğuma doğru gidip geri geldim. Hatta kitabın kahramanı Malkoçoğlu'nu kafamda Cüneyt Arkın olarak canlandırdım. Okurken çok keyif aldığım bir kitaptı, Yazar Malkoçoğlu'nun kılıçta ki ustalığı ve cengâverliği ile epik olarak çok güzel bir tat katmış; yeri geldiğinde yaptığı espriler ve nüktedanlığı ile de mizahi bir hava estirmiş kitapta. Olmazsa olmaz aşk da var tabii. Abdullah Ziya Kozanoğlu, çok iyi bir yazar ve tarihi roman türünde ilk okunacak yazarların başında geliyor. Kitabı okumayı düşünenlere tereddütsüz tavsiye ederim :)
144 syf.
·Beğendi·9/10
Son derece güzel bir tarihi roman. Malkoçoğlu Kasım Bey, Macar elbiseleri içerisinde gezerken bir prenses olan Mariya ile karşılaşır ve ondan hoşlanır. Bu arada bir mareşalden dayak yer ve öcünü Mohaç'ta alacağını söyler. Mohaç Zaferinden sonra kayıp Macar tacını aramaya başlar ve bu arada Rodos'ta öldürüldüğü zannedilen Cem Sultan'ın oğlunu kurtarır. Osmanlı ordusu Japolya'yı korumak için Viyana sınırına gelir ancak hazırlıkları eksiktir. Kasım Bey de sürekli çalışmaktadır. Kalenin zayıf yerlerini belirten bir haritayı temin eder ama iş zor iştir. Acaba Kasım Bey sevdiği kadın olan Mariya'yı Macarların elinden kurtarabilecek midir? Keyifle okunan bir roman.
144 syf.
·2 günde·9/10
Kanije kalesinde Macar kılığında gezerken köylü sandığı, ancak kendisinin Ünlü Prens Verböçi'nin kızı olduğunu öğrendiği bir güzele gönlünü kaptırmasıyla başlıyor hikaye. Ve bütün kitap boyunca okumakla kalmıyor, Grand Senyor'un (Kanuni Sultan Süleyman) Malkoçoğluna hediyesi olan yağız at üstünde cenk ediyormuşsunuz gibi geliyor.
144 syf.
Film tadında…Burak Özçivit ve Cüneyt Arkın’dan hangisinin daha çok Malkoçoğlu karakterine uyduğunu düşündüm. Karar veremedim :)

İnce mizahlarla süslenmiş harika bir kitaptı.

Kalktı göç eyledi Türk erleri
Ağır ağır giden iller bizimdir.
Arap atlar yakın eyler ırağı,
Yüce dağdan asan yollar bizimdir

Dadaloğlu’nun güzel şiirinden alıntı yapmış ama yazar bilemedim Osmanlı'ya biat eden Akıncılar bu şiirini kullanır mıydı :) Yine de beğenmekten kendimi alıkoyamadım.

''Padişahın kölesi olmakla beraber padişahtan başka herkesi kendine köle sanan paşa kızdı.''

İbrahim Paşa’yı tarihte anlatan en iyi cümledir bence.
144 syf.
·Beğendi·8/10
Yeşilçam filmleri tadında bir kitaptı. Zaten bu kitabı okumadaki en büyük sebebim Yeşilçam filmlerini özlememdi. Malkoçoğlu yine yeşilçamda olduğu gibi alaycı, bileği bükülmez bir akıncı olarak karşımdaydı ve tam olarak beklediğim gibi bir kitaptı. Siz de yeşilçam filmleri tadında bir kitap ararsanız bu kitap biçilmiş kaftan diyebilirim. Yeşilçamda bu rol için Cüneyt Arkın kadar bu rolü bu kadar güzel oynayabilecek başka birisini düşünemiyorum özellikle alaycı konuşma bakımından.
144 syf.
·Beğendi·9/10
Mohaç döneminde başlayan Kanuni Sultan Süleyman’ın fedailerinden Malkoçoğlu’nun Viyana ile son bulan hikayesinin oldukça kısa ama dolu dolu hikayesi. Bu kadar kısa bir kitaba bu kadar aksiyonu sokmak harika bir iş zannımca ve gene gözümün önüne gelen Cüneyt Arkın. Adam üşenmemiş Cüneyt Arkın için yazmış resmen.
Kitabı özellikle Türk Milliyetçisi arkadaşlara, duygularını tatmin açısından tavsiye ediyorum. Çok hoşlanıp gaza gelecekler ancak çok da gaza gelip eline kılıç alarak meydana çıkmasınlar. Ben bir kere çıkmıştım eski resimlerimde var. Sonra başları derde girmesin.
Şaka bir yana bol keyifli okumalar dilerim. Mutlu günler..
Kalktı göç eyledi Türk erleri
Ağır ağır giden iller bizimdir.
Arap atlar yakın eyler ırağı,
Yüce dağdan aşan yollar bizimdir.
Beni böyle düşündüğüm için hoş görünüz. Öyle bir adama rastlıyorum ki, Kanije kalesinin içinde başıboş geziniyor, ilk rastladığı kıza hemen laf atıyor, sırnaşıyor. Mareşali selamlıyor, üstelik alay ediyor, sonunda da bir temiz dayak yiyor. Bir atı var, kilise yıkıntıları içinde kendisini bekliyor, yanına hiç kimseyi sokmuyor. Bu at, bütün dünyaya ün salmış ve boyun eğdirmiş olan Grand Senyor'un armağanı.
*Grand Senyor: Kanuni Sultan Süleyman
KANUNÎ Sultan Süleyman zırhlı elbisesini giymiş, başına da balıkçıl tüyünden üç sorguçlu kavuğunu koymuştu. Sonradan yapılmış, İstanbul'un fethi gibi otantik olmayan bazı tablolarda görüldüğü tarzda, padişah savaşa başında ipek kavuk ve üzerinde kürkle saray, divan kılığında girmezdi elbette.
Şah İsmail, ona hayretle baktı:
- Şatoya mı gireceksiniz?
- Evet!
- İyi ama, bu saatte köprüler, kapılar kapalı, nasıl girersiniz?
İmparator Mustafa güldü:
- Bir şey söylemeyeyim diyorum ama, kendimi gene tutamadım. Bu Şah da ne biçim akıncı? Babacığım, bir akıncı için Verböçi şatosunun lafı mı olur? Dilemiş olsak, alimallah, Viyana şehrine çakşırını alır, bayrak diye mızrağa geçiririz de yine kimseler duymaz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Malkoçoğlu
Baskı tarihi:
Ocak 2000
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758509874
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Bilge Kültür Sanat
- Vurun! diye haykırdı.

Bu tek adama karşı yüzlerce, binlerce asker vurmak için kurşunlar yağdırdılar. O belki vurulmuştu, belki vurulmamıştı. Fakat atını sürmüş üzerlerine doğru geliyordu. Tek akıncı başınada kanlı sargılar, son şarı da yakmak, son kaleyi de vurmak için tek başına yürüyordu.

Birkaç kere atının üzerinde kaydı, ya şimdi vurulmuştu, ya buraya gelirken yaralıydı. Bu kahraman adam, ölüme bile bile yürüyordu. Birden nasıl oldu. Yan sokaklardan üç atlı koptu. Üç yüz askerin kavga gürültüsünü bastırdı:

- Biz de vardık Malkoçoğlu! Çal kılıcını korkma! diye bağırdılar. Biz de geldik.
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 28 okur

  • Mehmet Umut Öztürk
  • Ümit Doğan
  • Ahmet Turan AKGÜNEŞ
  • Sadık Kocak
  • Erol Uzunaslan
  • Ertuğrul Kürşad EBELEK
  • tevfik çal
  • Hüseyin Akdoğan
  • 1903 Beşiktaşsssss
  • Toroman

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%15.4 (2)
9
%46.2 (6)
8
%30.8 (4)
7
%0
6
%7.7 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0