BURAK KULABEROĞLU

" Teninden soyunsun artık çığlıklar Şimdiki zaman'a çekiyorum bütün fiilleri Bakışlarında köprüledim uçurumları Uyak olup düşüyorum dünyanın gözlerine Taze bir çığlığım artık bu kontra mevsiminde Herkesin biraz 'faili' olduğu 'Meçhul' bir cinayetim şimdi #Hicriİzgören #Çığlık
Şiir
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
"Sevdiklerimin başında bir bilmediğim Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında Yurdum olmadan sıladayım Kimsem ölmeden yasta Yollarda gözlediğim ne Mektuplarda beklediğim ne Nereden sürmüşler beni buralar nere buralar nere, buralar nere Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum Buralara konmuş göçmen olmuşum Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum." #BülentEcevit #Göçmen
"Kilidi kuvvetli kapılardan girilen bir evde, Kendine çeki düzen veren Yarım yüzyıllık bir serseri. Usta kılığında bir cambaz Ne dediğini bilir de bazen Ne yaptığını hatırlamaz. Patavat işinde bir mühendis Ağzından çıkandan Dimağı habersiz. Ya kafiyelere kurban eder kendini, Ya da hep kafası karışık Kendisiyle ilgili. Keşke gelsen… Her neredeysen…. İtimat sektöründe yaralı Ceylanlardan oluşan bir tabiat alanı Sanat ki tabiatın arta kalanı. Yalnızlığıma perdedir futbol tivi Ve ekranlardaki çığlık sistemi İçerde kimse yok Bakma sen Habertürk, Açık oturum, Bir kulağımda memleket sesleri. Senin gözlerindeki merak Ve biraz da hayranlık belki… Keşke gelsen… Her neredeysen…. Açık konuşalım ki meram Kendine gelsin akşamları Ne yaparsa yapsın dışarda
"Sultan-ı rûsül şâh-ı mümeccedsin efendim, Bî-çârelere devlet-i sermedsin efendim, Divân-i ilâhide ser-âmedsin efendim, Menşur-ı 'le-amrük'le müeyyedsin efendim. Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammedsin efendim, Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim. Hutben okunur minber-i iklim-i bekâda, Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-ı cezâda, Gülbank-i kudümün çekilir arş-ı Hudâ'da, Esmâ-i şerifin anılır arz ü semâda. Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed'sin efendim, Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim. Ümmideyiz ye's ile âh eylemeyiz biz, Sermaye-i imanı tebâh eylemeyiz biz, Babın koyup agyâre penâh eylemeyiz biz, Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz. Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed'sin efendim, Hak'dan bize sultan-ı müeyyedsin efendim. Bîçâredir ümmetlerin isyânına bakma, Dest-i red urup hasret ile dûzaha yakma, Rahm eyle aman âteş-i hicrânına yakma, Ez-cümle kulun Gâlib-i pür-cürmü bırakma. Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed'sin efendim,
"(...) Neden, neden alnındaki yıkkınlık, Bakışlarındaki öldüren buğu? Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri... Nasıl da almış aklımı, Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan, Dost, düşman söz eder kendi kavlince, Kınanmak, yiğit başına. Bu, ne ayıp, ne de yasak, Öylece bir gerçek, kendi halinde, Belki, yaşamama sebep... Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu. Hani, kurşun sıksan geçmez geceden, Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık... Ve zehir - zıkkım cıgaram. Gene bir cehennem var yastığımda, Gel artık..." Ahmed Arif