"
Teninden soyunsun artık çığlıklar
Şimdiki zaman'a çekiyorum bütün fiilleri
Bakışlarında köprüledim uçurumları
Uyak olup düşüyorum dünyanın gözlerine
Taze bir çığlığım artık bu kontra mevsiminde
Herkesin biraz 'faili' olduğu
'Meçhul' bir cinayetim şimdi
#Hicriİzgören #Çığlık
"Sevdiklerimin başında bir bilmediğim
Görmediğim özlemediğim özlediklerimin başında
Yurdum olmadan sıladayım
Kimsem ölmeden yasta
Yollarda gözlediğim ne
Mektuplarda beklediğim ne
Nereden sürmüşler beni buralar nere
buralar nere, buralar nere
Bir bildiğim olmalı, bilmez olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum
Buralara konmuş göçmen olmuşum
Bir derdim olmalı, gülmez olmuşum."
#BülentEcevit #Göçmen
"Kilidi kuvvetli kapılardan girilen bir evde,
Kendine çeki düzen veren
Yarım yüzyıllık bir serseri.
Usta kılığında bir cambaz
Ne dediğini bilir de bazen
Ne yaptığını hatırlamaz.
Patavat işinde bir mühendis
Ağzından çıkandan
Dimağı habersiz.
Ya kafiyelere kurban eder kendini,
Ya da hep kafası karışık
Kendisiyle ilgili.
Keşke gelsen…
Her neredeysen….
İtimat sektöründe yaralı
Ceylanlardan oluşan bir tabiat alanı
Sanat ki tabiatın arta kalanı.
Yalnızlığıma perdedir futbol tivi
Ve ekranlardaki çığlık sistemi
İçerde kimse yok
Bakma sen Habertürk,
Açık oturum,
Bir kulağımda memleket sesleri.
Senin gözlerindeki merak
Ve biraz da hayranlık belki…
Keşke gelsen…
Her neredeysen….
Açık konuşalım ki meram
Kendine gelsin akşamları
Ne yaparsa yapsın dışarda
"Sultan-ı rûsül şâh-ı mümeccedsin efendim,
Bî-çârelere devlet-i sermedsin efendim,
Divân-i ilâhide ser-âmedsin efendim,
Menşur-ı 'le-amrük'le müeyyedsin efendim.
Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammedsin efendim,
Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim.
Hutben okunur minber-i iklim-i bekâda,
Hükmün tutulur mahkeme-i rûz-ı cezâda,
Gülbank-i kudümün çekilir arş-ı Hudâ'da,
Esmâ-i şerifin anılır arz ü semâda.
Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed'sin efendim,
Hak'dan bize sultân-ı müeyyedsin efendim.
Ümmideyiz ye's ile âh eylemeyiz biz,
Sermaye-i imanı tebâh eylemeyiz biz,
Babın koyup agyâre penâh eylemeyiz biz,
Bir kimseye sâyende nigâh eylemeyiz biz.
Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed'sin efendim,
Hak'dan bize sultan-ı müeyyedsin efendim.
Bîçâredir ümmetlerin isyânına bakma,
Dest-i red urup hasret ile dûzaha yakma,
Rahm eyle aman âteş-i hicrânına yakma,
Ez-cümle kulun Gâlib-i pür-cürmü bırakma.
Sen Ahmed ü Mahmud u Muhammed'sin efendim,
"(...)
Neden, neden alnındaki yıkkınlık,
Bakışlarındaki öldüren buğu?
Kaç yol ağlamaklı oluyorum geceleri...
Nasıl da almış aklımı,
Sürmüş, filiz vermiş içimde sevdan,
Dost, düşman söz eder kendi kavlince,
Kınanmak, yiğit başına.
Bu, ne ayıp, ne de yasak,
Öylece bir gerçek, kendi halinde,
Belki, yaşamama sebep...
Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.
Hani, kurşun sıksan geçmez geceden,
Anlatamam, nasıl ıssız, nasıl karanlık...
Ve zehir - zıkkım cıgaram.
Gene bir cehennem var yastığımda,
Gel artık..."
Ahmed Arif