Öncelikle kendimi kitabı okurken bir garip hissettim. Bir başkasının, sevdiğine karşı yüreğinden geçenleri yazmış olması ve benim bunu okuyor olmamın hissidir bu.
Öyle ki en büyük sevda benim ki sanarsınız da başka sevda görmeyişinizden büyüklenirsiniz ya işte bu mektuplar sizleri kendinizi sorgulatır türden. Ahmed Arif'in Leyla'ya karşı beslediği o saf sevgiyi her satırında sadece Leyla'ya değil, seneler sonra okuyan bizlere bile aktarıyor olması hayatın nasıl büyük bir sevdayı katlettiğinin göstergesidir.
Bu sevda'nın nasıl bittiğini bildiğim için son mektubu büyük bir merakla bekledim. Fakat Ahmed Arif her mektubunda olduğu gibi Leyla'ya karşı veda edememiş.
Biliyorum ki veda edilmeyen sevdalar, sonsuzdurlar...