Söz Murat Han'dan açılınca aklıma geldi. Bağdat seferi esnasında Hint Müslümanları ona fil kulağında bir kalkan getirirler ki, onun asla delinemeyeceğine ve kesilemeyeceğine inanırlar. 4. Murat söz konusu kalkanı önce okla sonra kargıyla deler ve çıkarır kılıcını ince ince dilimler. Ama Padişah gönüllerini hoş eder. Kalkanın içine altın doldurarak iade eder onlara.
Türk yayları maksada göre hazırlanır ve tirkeş, menzil yayı, pişrev, kapade ve puta gibi isimler alır. Okların ise uzun yeleklisi, çelik temrenlisi, deliklisi vardır.
Bazısı ıslık çalar, bazıları testere gibi tırtıklıdır. Dumdum denilen oklar ise düştüğü yerde parlar, çadırları, yelkenleri tutuştururlar. Devlet-i ALFde körpe çam dallannı kesemezsiniz. Ancak
camcı denilen müfrezeler ok olabilecek dalları budarlar. Boyları takriben bir metre olan dallar uzun süre saklanır, ki içlerinde 50 yıllık olanlar vardır. Oka yön veren yeleler kaz, karabatak, kartal tüylerinden yapılır, hatta gülhanede sırf bu maksatla kuğu beslenir.
13. yüzyıl Hind şairi Fahr-i Müdebbir:
"Türk binicidir, diğerleri yüktür
Ok akkavaktır, diğerleri çöptür!" der.