Martin Eden kaba, eğitimsiz bir denizci iken insani aşkı için bir dönüşüm ister kendini geliştirir bolca okur, yazar ve kendi dönüşümünü başlatır. süreç içinde fark eder ki asıl aşık olduğu şey içinde bulunduğu yolculuğudur. Sonunda Ulaşmak istediği noktanın çok üstüne ulaşınca da hayal ettiği noktada olduğunu düşündüklerinin gösterişten ibaret olduğunu anlar ve büyük hayal kırıklığına uğrar. Martin Eden aslında hep aynı kişidir yazmaya başladığında, yazarken, ünlü olduğunda ama insanlar ona değer vereye ünlü olduğunda başlar. Bu Martin Eden için yıkım olur. Kitapla kendimden parçalar bulduğum bir yolculuğa çıktım diyebilirim, bir dönem ben de üniversite hayallerim için ağır işlerde çalışmak durumunda kalmış ve yine benzer şekilde istediğim bölümü hemen kazanamadığım için inancımı kırmaya çalışan “iyi niyetli” yorumlara “tavsiyelere” maruz kalmıştım. Ve eminim sizler de kendinizden parçalar bulacaksınız, benim için bu sebeple okunmaktan zevk aldığım bir kitaptı.
“Deborah, içine doğduğu dünyayla, bu dünyanın kurumlarıyla bağdaşmayı öğrenemediği için, iletişimsizliğin karanlığına düşmüş, toplumdışı olmuş bir bireydir.”
“Onu sevmiyordu ve güzel ya da bir arkadaş olarak göremiyordu. ‘Ama o senin kızkardeşin.’ demişlerdi. ‘Buna ben neden olmadım ki. Bana hiç sorulmadı bile.’”
“Cehennemim eşiğine gelmiş insanların şeytandan ödü kopuyordu, zaten cehennemin içinde olanlar içinse şeytan özel biri değildi, yalnızca başka biriydi, o kadar.”