Halid'in, Kürtler arasından çıkması tesadüf sayılamaz. Kürtler yüzyıllarca kendisini Allah eri olarak gösteren işte böyle sahte Allahların kuşatması altında kaldı. Bugün de Kürtlerin bir kısmı, işte bu sahte seyyidleri Allah'ın velisi/Allah gücüne sahip kutsal varlık (Gavs) gibi görme eğilimindedir. Geleneksel Nakşibendiliğin Osmancı-Ebû Bekirci yönü ile Kadiriliğin şeyhleri Allahlaştıran özelliğini harmanlayarak yaratılan akım, Güneydoğu Anadolu'da medreseler aracılığıyla çok yaygınlaştı.
"Abdülkadir Geylani hazretleri felsefe ile meşgul olmayı hoş görmezdi, ondan men ederdi. Felsefenin kaynağı akıldır. Filozof, çeşitli bilgileri düzene koyarak madde, hayat, yaratılış, dünya ruh, alem, ölüm ve sonrası gibi konulara aklına dayanarak cevaplar bulmaya çalışır. Bunu yaparken bulduğu cevapların Allahu Teala tarafından gönderilen dinlere uyup uymamasına bakmaz. Bu sebeple doğru yoldan ayrılırlar. Felsefecilerin ortaya koyduğu bilgiler, gerek fen bilgilerinin değişmesi, gerekse sonra gelen filozofların öncekilerden farklı düşünmesi sebebiyle ya kısmen yahut tamamen değişir. Bu itibarla sonra gelenler önce gelenleri daima tenkit etmekle veya onların felsefelerini yıkmakla işe başlarlar. Akıl yalnız başına yol gösterici değildir. Dinin rehberliğine muhtaçtır. Yoksa sapıtır. Bunun için din büyükleri itikadın bozulabileceğini bildikleri için felsefe ile uğraşmaktan men etmişlerdir. Nitekim İbni Sina ve Farabi gibi zatlar felsefecilerin kitapları ile çok meşgul olduklarından sapıtmışlardır. "
İşte bu zihniyet, Türkiye'yi kuşatıp insanların bilinçlerini esir alarak ve esir aldığı kişilerin iradesini de siyasal iktidara pazarlayarak gemisini yüzdürüyor.
Özetle, İslam dini ve Hz. Muhammed, 1400 senedir, yönetici tabakaların, halk katmanlarını aldatarak yönetmek ve elbette ki sömürmek için kullandıkları bir araç haline getirilmiştir. Tarikatlar, bu sömürünün en dar sokaklara inmiş halidir.
Üçüncü Halife Osman zamanında devrimci İslam hareketi kuşatılmış, Emevi ailesinin saltanatına çevrilmiş ve Muaviye dönemiyle de İslam devrimi, saltanatın aracı haline getirilmiştir.
Ne ölüm, ne de hayat! Hiçbiri kovalamıyor beni rüyalarımda. Hiçbirinin eli bana değmiyor. Çünkü ellerim ceplerimde hiç olmadıkları kadar. Varlığıma nedensizlikten delirdim ben. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. Hepsini giydim. Hiçbiri olmadı. Hepsi dar geldi.
Sayfa 120 - Doğan Kitap, 4.Baskı, Haziran 2023·Kitabı okudu