O zaman, eksik neydi? Bilgi eksikliği mi? Değişmeyen coğrafyanın bilgi eksikliği olur mu? Uygun coğrafya neresiyse, PKK grubu da oradaydı. Her şey bu kadar netti. İstihbaratın da, haber almanın da yüzde seksenini coğrafya, "buradalar" diye bar bar bağırarak, kendisi veriyordu.
Türk milletinin, özellikle de ülkesine yönelik saldırılarda gösterdiği cesaret ve fedakarlığı anlatmayan tarihçi, yazmayan tarih kitabı var mı? Peki, bu 11 yıl neyin nesi? "Efendim, bu mücadelenin özellikleri farklıymış" Peki o zaman; gerçek, doğru ve bütün dünyanın bildiği adıyla, bu Gayri Nizami Harbin, istihbarat, teşkilat, taktik, eğitim ve liderlik nitelikleri farklıysa, o zaman buna göre hazır olacaksınız. Hangi savaş türüne hazır olduğunuz, başkasını kabul edemeyeceğiniz konusunda, hasım veya hasım olması muhtemel olanlarla mukavele mi yapılacak? Bu savaş türü yeni bir şey değildi, hep vardı, üstelik bu günün ve geleceğin de, mücadele tarzı böyle olacağı ortada.
Diyelim ki 2-3 yılı kavrayamadan geçirdiniz. Arkadan gelen 7-8 yılda ne oldu da "12.000 kişi, bunun da 7-8 bini Türkiye Cumhuriyeti Devletinin topraklarında, uçak ve tank hariç her tip silahla Türk Ulusuna kabadayılık yapacak hale geldiler?
Bunların cevapları ise gene aynı şeylerdi; kalıplar, sınırlar, kapasiteler, geç kalmalar, olayların kuyruğuna takılmalar, aymazlıklar, sürat ve tepkinin önemini kavrayamama, sezgisizlik. Subaylar her defasında "Bu nasıl bitecek" diye sorduklarında şu cevabı veriyordum. "Bir defa, elmaya kurt girdi. Geçen on yılda da öyle bir yerleşmiş ki, artık bunu kökü saçağıyla, ancak ve sadece, gücünün bilincinde, hesap soran ve ısrarcı hareketiyle halk bitirir. Bizim yaptığımıza gelince; Türk Milletinin haysiyet ve gururuyla, Türk askerinin şerefini korumak için çarpışıyoruz. Hepsi bu kadar."