Atatürk muhtelif demeçlerinde, bu konudaki görüşlerini şöyle açıklamaktadır:
"Bir milletin felakete uğraması demek, o milletin hasta, illetli olması demektir. Onun için kurtuluş içtimai bünyedeki illeti teşhis ederek tedavi etmekle elde edilir. İlletin tedavisi ilmi ve fenni bir tarzda olursa şifa verir. Yoksa bilâkis illet müzminleşir ve tedavi kabul etmez hale gelir. Bir içtimai bünyenin illeti ne olabilir? Milleti millet yapan ilerlemeye ve aydınlanmaya götüren kuvvetler vardır; fikir kuvvetleri ve içtimai kuvvetler. Fikirler manasız, mantıksız ve safsatalarla dolu olursa o fikirler hastadır. Keza içtimai hayat, akıl ve mantıkla ilgili olmayan faydasız, hatta zararlı birtakım akideler ve ananelerle dolu olursa felce uğrar. Evvela fikir ve içtimaiyat kuvvetlerinin kaynaklarını temizlemekle işe başlamak lazımdır.
Memleketi, milleti kurtarmak isteyenler için hamiyet, iyi niyet, fedakârlık elzem olan vasıflardandır. Fakat bir insan topluluğundaki hastalığı görmek, onu tedavi etmek, o topluluğu asrın icaplarına göre ilerletebilmek için bu vasıflar kâfi gelmez; bu vasıfların yanında ilim ve fen lazımdır.
Efendiler! Artık vatan imar istiyor, zenginlik ve refah istiyor. İlim ve marifet, hür fikir ve zihniyet istiyor. Memleket; behemehal asri, medeni ve yenilikçi olmalıdır. Bizim için bu, hayat davasıdır. Türkiye ya yeni fikirlerle bezenmiş namuslu bir idare olacaktır yahut olmayacaktır."