"...Yaptığımız ve yapmakta olduğumuz inkılâpların gayesi Türkiye Cumhuriyeti halkını tamamen asri ve bütün mana ve şekilleriyle mükemmel bir topluluk haline getirmektir. Bunu kabul etmeyen zihniyetleri, darmadağın etmek zaruridir. Şimdiye kadar dimağları paslandıran, uyuşturan bunlar olmuştur. Herhalde zihinlerde mevcut hurafeler bertaraf edilecektir. Çünkü onlar çıkarılmadıkça dimağlara gerçeğin ışıklanını yerleştirmek imkânsızdır."
Burada bu kabil hurafelere birçok misaller verdikten sonra türbelerden ve yalancı evliyalardan bahsederek:
"Ölülerden, yardım istemek medeni bir topluluk için şindir" dedi ve şöyle devam etti:
"Mevcut tarikatların gayesi kendilerine tabi olan kimseleri dünyada ve manevi hayatta saadete ulaştırmaktan başka ne olabilir? Bugün ilmin ve fennin bütün şümulü ile medeniyetin parlak ışıkları karşısında filan ve filan şeyhin irşatında maddi ve manevi saadet arayacak kadar iptidai insanların, Türk medeni topluluğunda mevcut olduğunu asla kabul etmiyorum. (Şiddetli alkışlar).
Arkadaşlar, efendiler ve ey millet! lyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz en doğru, en gerçek tarikat medeniyet tarikidir. (Sürekli alkışlar). Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak, insan olmak için kâfidir; tarikat reisleri bu dediğim hakikati bütün açıklığı ile idrak edecek, kendiliklerinden derhal tekkelerini kapatacak ve müritlerinin artık olgunluğa kavuştuklarını elbette kabul edeceklerdir."