Burcu

—Komutanım bir emir verseniz de, PKK ölülerini bir yere getirseler, topluca resim çekebilsek. —Bu harekat beş gün beş gecedir devam ediyor. Yani bu kadar sürede tırmana tırmana bulunduğumuz yere gelindi. Hangi çatışmada, nerede, kaç kişi öldü ise, o kesimde kaldı. Böyle bir isteğinizin akla, mantığa sığar tarafı var mı? Çok istiyorsanız taburlar bulunduğumuz yere çıktıkları istikametlerden geri dönerken onlara katılın, oraya ininceye kadar her gördüğünüz yerdeki resimleri istediğiniz gibi çekin. Sanki söylediklerimi hiç anlamamışlar gibi, yeniden, sözcükleri değiştirip aynı şeyi teklif ettiler. —Zaman, mekan ve işlemler açısından gerçekçi olmayan saçma sapan şeyi niye tekrarlayıp duruyorsunuz? Aynı anda birkaçı anlaşmış gibi, "Öyle isteniyor komutanım", dediler. —O zaman, onlara söyleyin, kendileri gelip yapsınlar. Bizim fuzuli işlere ayıracak zamanımız yok. Siz de boşuna beklemeyin, ben askerlere leş toplatmam.
Sayfa 83 - Harmoni Yayıncılık, 13.Basım, Aralık 2003·Kitabı okudu
Askeri Tarih
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Ancak, şehitleri herkesin üstüne çıkaran, onların ölümleri değil, ölüm sebepleridir. İnsanlar bir ölüyü iki kez öldürürler, hem toprağa hem de unutulmaya gömerek. Kadirşinas bir ulus asla şehitlerini unutmamalıdır. Çünkü onlar hayatlarını unutanların özgürlüğü ve korunması uğruna kaybetmişlerdir.
Sayfa 66 - Harmoni Yayıncılık, 13.Basım, Aralık 2003·Kitabı okudu
Güçlükler, insanın ne olduğunu gösterir. Her şeyin değeri zorluğundadır. En kıymetli okul zorluk okuludur. Sizler dahil Hakkari'de 23.000 asker var. Herkesin anne, baba, ağabey, kardeş, amca, dayı gibi yirmiye yakın akrabası olsa, şu anda sırf buradaki askerler için yarım milyonun kalbi; gece ve gündüz bizden kötü bir haber gelecek diye endişeyle atıyor.
Sayfa 64 - Harmoni Yayıncılık, 13.Basım, Aralık 2003·Kitabı okudu
Haftalardır, havadan karadan bölgeyi geziyorum. Temelleri atılmış, bir iki duvarı çıkıldıktan sonra olduğu gibi bırakılmış tesisler görüyordum. Sayıları onlar, yirmiler, otuzlarla ifade edilebilir. Araştırdığımda gördüm ki; partililere, şuna buna yakın adamlara güya bölgeyi kalkındırmak için verilen kredilerin karşılığı olarak yapılan göstermelik inşaatlar olduğu anlaşıldı. Buralara bu güne kadar gönderilen kaç devlet görevlisinin sicili düzgün? Kaç tanesi sürgün diye gelmiş? Gelince ne yapmışlar? Bu gün ne yapıyorlar? Hava kararmadan hemen evlerine kapanıyorlar. O gece bir eylem olmazsa şükrediyorlar. Şu anda burada devletin çalışan tek mekanizması, yoğun ve ağır işlerini yürütmeye gayret gösteren Adalet Bakanlığı mensuplarıdır. Beyler, Cumhuriyet döneminde gene bu topraklarda on beş defa silahlı başkaldırı olmuştur. Bunlardan Şeyh Sait'de silahlı adam mevcudu azami 5000, Tunceli hareketinde ise 3000 kadardır. İsyanların bastırılması Tunceli'de yedi ay, Şeyh Sait'te 4.4 ay sürmüştür. Diğerlerinin hepsinde asilerin silahlı gücü, 150 ila 500 adam arasında değişmiş, teşebbüsler de iki gün ila bir ay içerisinde bitirilmiştir. Şunu bilmelisiniz ki bu kadar silahlının hepsi yok edilmiş değildir. Büyük bir kısmı dağılmış ve kaçmıştır. Ama şu çok önemli; hepsinin elebaşıları ve önderleri mutlaka yakalanıp cezalandırılmıştır. Bütün Cumhuriyet dönemi isyanları (1924-1938) Atatürk'ün zamanında çıkmıştır. Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ilk silahlı eylemi olan 1984 Ağustos'undan itibaren, bu ay onuncu yılını doldurdu. Halen Türkiye, Irak ve İran topraklarında gaynı nizami savaş tekniklerine göre eğitilmiş 11.000- 12.000 silahlı dağ kadrosuna mensup militana sahip. Dünya istihbarat örgütleri bu sayıda mutabık. Şehir, köy ve mezralarda faaliyet gösteren ve yeraltı unsurlarını
Sayfa 61 - Harmoni Yayıncılık, 13.Basım, Aralık 2003·Kitabı okudu
Askeri Tarih
"Arkadaşlar, Kurtuluş Savaşının başlangıcında Yunanlıların Kütahya-Eskişehir savunma hattımıza yaptıkları taarruzlarda işler bizim için kötü gitti. Atatürk, gece bir grup subayla harita üzerinde çalışırken yaver odaya girdi. Atatürk kendisine bakınca: "Cepheden telgraf var Paşam" dedi. Atatürk: "Okuyunuz" diyor. Bunun üzerine yaver hızlı adımlarla kendisine yaklaşıp kulağına eğilerek: "Mahrem efendim" diyor. O ana kadar masanın üzerine eğilmiş bir durumda olan Atatürk, geriye doğrulup ses tonunu da yükselterek: "Bu memlekette işler subaylardan ve milletin kendisinden saklanacak duruma geldiyse vay halimize, herkesin duyacağı gibi okuyun" emrini verdi. İlkel ve iptidai acuzelerin yarattığı, şu Menemen olayını Atatürk seyahat halindeyken yolda öğrendi. Saniyen gösterdiği tepkiyi içinizde bilmeyen olduğunu sanmam. 1924'de Botan çayını geçerken pusuya düşürülüp öldürülen beş atlı jandarmanın haberini Çankaya'da aldığında ise, bütün gece öfkesinin önünde kimse duramadı. Neden böyle davranıyordu? Size söyleyeyim. Küçük gibi başlayan bu olayların sonunun nereye varacağını derhal anlıyordu. Olağanüstü zeki bir kişiliği olduğundan ilk bakışta tablonun tamamını görüyordu. Kendisinin zaman zaman söylediği gibi "kudretsiz dimağlar, zayıf gözler, gerçeği görmezdi." "Saygısızlığın, tecavüzün büyüğü küçüğü olmazdı", "güç ve kudretini ispat edemeyene itibar edilmez, ancak zaferle kuvvet ve otoritesini ispat edene saygı ve itibar kendiliğinden gelir" ifadeleri Ulu Öndere aittir. O tarihin, ulusların tarlası olduğunu, her ulus geçmişte ne ekmişse gelecekte onu biçeceğini, tarihin engel olunabilecek şeylerin toplamı olduğunu biliyordu. Bütün bunların ötesinde O Cumhuriyetin anasıydı. Ana olan tüm canlılar gibi çocuğunun üzerine titriyordu. Bu devleti kuran kendisiydi. Beyler; Atatürk
Sayfa 56 - Harmoni Yayıncılık, 13.Basım, Aralık 2003·Kitabı okudu