Atatürk bu hususta diyor ki:
Cumhuriyet şeklini bir günde kanunlaştırıp ilan eden; Rauf Bey'in de pek güzel tarif ve tavsif eylediği gibi, 'istiklal mücadelemizin biricik temel taşı olan ve milli egemenliği kayıtsız, şartsız uygulamakta yüksek kudret ve kabiliyet gösterdiği, fiili neticesiyle sabit bulunan Büyük Millet Meclisi' idi. Bahis konusu ettiği sorumsuz zatlardan maksadı; Meclis efkârını Cumhuriyet ilanına meylettiren ve Meclise bu hususta tekliflerde bulunan zat ise o bendim ve onun ben olduğumu herkesten daha iyi Rauf Bey'in anlayacağını kabul etmekte hata yoktur. Eğer bunda hata varsa 'senelerden beri aramızda arkadaşlık ve kardeşlik duygularından başka karşılıklı güven de mevcut olduğunu ve bana karşı yüksek hürmet hisleriyle mütehassis bulunduğunu' ifade eden Rauf Bey'in, beni hiç tanımamış olduğuna hükmetmek lazım gelir. Benim teşebbüslerimi ve yaptıklarımı halkın endişesini mucip olacak mahiyette telâkki etmek ve sevincini ilan eden halk adına aksini, fuzuli olarak, beyan eylemek halka bu endişeleri, suni olarak, telkin eylemeye kalkışmaktır. 'Halkın geçen tecrübelerden, mütenebbih olduğunu ve uyanıklık peyda ettiğini görerek memnun olmalıdır, ben şahsen memnunum' diyen Rauf Bey'e bu vesile ile bir noktayı hatırlatmak mümkündür. Halkta uyanıklık duygularını geliştirmeye ömrünü hasretmiş bir adama karşı, böyle konuşulmaz ve halkta bu duygululuğun belirtisini görmekten kendisinin, benden ziyade, memnunluk göstermesine ne hakkı ne de selahiyeti vardır.
Rauf Bey, bütün vatanı düşmanlara işgal alanı yapabilecek Mondros Mütarekenamesi'nin Sevkülceyş noktasından bahseden maddesini emrivakihalinde kabul ettiği zaman, milletin ne kadar gönülden yaralanmış ve endişeye düşmüş olduğunu hissetti mi? Son zamana kadar Cumhuriyet ilanın ertesi gününde bile, resminin