Burcu

Oldum olası, kağıtlara ve kartlara bakılarak gözünü kaldırmadan okunan konuşmalara hiç güven duymamışımdır. Okuyanlara, ya birileri yazıp vermiştir, ya da; kendileri yazmış olsa dahi jest, mimik, gözde ışık bulunmadığından içtenlik, doğallık göstermez, ruha ise hiç hitap etmez.
Sayfa 56 - Harmoni Yayıncılık, 13.Basım, Aralık 2003·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Akşama doğru kışlaya döndük, Harekat Merkezine geçtim. Subaylar "hayırlı olsun komutanım" demeye başladılar. "Nedir hayırlı olan?" Kurmay Başkanı "Haberlerde TV ve radyolar söyledi, Tuğgeneralliğe terfi ettiniz" dedi. Bu haber üzerine benden mutluluk belirtileri umdukları anlaşılıyordu ki göremeyince şaşırmışlardı. "Hiçbir değişiklik göstermediniz komutanım" dediler. "Şu geçen bir ayda görüp yaşadıklarımız, insanı, insanların icat edip kullandıkları sıfat ve ünvanların ne kadar anlamsız olduğunu çok iyi gösteriyor. Rütbeyle, nişanla yapılacak bir şey yok. Her şey insanın yaratılışı ve yüreğiyle ilgili.Ünvan olunca meziyetlerin mi artıyor? Sen neysen O'sun."
Sayfa 55 - Harmoni Yayıncılık, 13.Basım, Aralık 2003·Kitabı okudu
Askeri Tarih
"Komutanım bu işler bekleyerek, konuşarak hiç olmayacak. Biz Türkiye'nin 80 vilayetine 20 yaşındaki çocukların cesetlerini gece gündüz göndermeye devam mı edeceğiz? PKK bu toprağın her karışında Türk Milletine ve O'nun Ordusuna meydan okumayı sürdürsün mü? Savaş bir gaddarlıktır; hiç kimse ve hiçbir zaman dilimi onu zarifleştiremez. PKK bunu uyguluyor. Muharebenin doğasına uygun hareket edilmezse, işte millet böyle 10 yıl acı çeker, daha yıllarca çekeceği de ortada. Geçen zaman içerisinde, milletin yetki verdiği bu işi halletmekten sorumlu, kim ve hangi kurum varsa, herkes geç kalmıştır" dedim.
Sayfa 52 - Harmoni Yayıncılık, 13.Basım, Aralık 2003·Kitabı okudu
Askeri Tarih
Cumhuriyetimiz, öyle zannolunduğu gibi zayıf değildir. Cumhuriyet badihava [bedava] da kazanılmış değildir. Bunu istihsal için mebzulen [bol bol] kan döktük; her tarafta kırmızı kanımızı akıttık. İcabında müesseselerimizi müdafaa için lâzım olanı yapmaya amadeyiz. Cumhuriyet fikirler serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartiyle her fikre hürmet ederiz; her kanaat bizce muhteremdir; yalnız muarızlarımızın insaflı olması lazımdır. Bu memleket dünyada hiçbir milletin başına gelmeyen bir badireden yıkık, dökük kurtulmuştur; müşkülâtla ancak canımızı kurtardık. Şimdi şu şartlar dairesinde ve henüz resmen sulh haline bile girmemiş iken hükümetleri hiçbir şey yapamamakla itham etmek (suçlandırmak) bilmem ne dereceye kadar haklıdır. Memleket baştan başa şurezardır [harabelik]. Hain düşman taş taş üstünde bırakmamıştır. Bütün buralar imara mecburuz. Memlekette şekavet vardır. Bunu tamamen kökünden söküp atacağız. Pek az zamanda memlekette tam emniyeti tesis edeceğiz. Şöyle, böyle pamuk ipliğine bağlanmış bir intizam ve asayiş değil, en müterakki memleketlerdeki kadar sükün gelecektir. Bu noktada Fransa'ya veya İngiltere'ye gıpta etmeyecek bir hale behemehal geleceğiz. Zaten bu yoldan hayli yürüdük.
Sayfa 200 - Yapı Kredi Yayınları, 11.Baskı, Şubat 2022·Kitabı okudu
Tarih
Atatürk bu hususta diyor ki: Cumhuriyet şeklini bir günde kanunlaştırıp ilan eden; Rauf Bey'in de pek güzel tarif ve tavsif eylediği gibi, 'istiklal mücadelemizin biricik temel taşı olan ve milli egemenliği kayıtsız, şartsız uygulamakta yüksek kudret ve kabiliyet gösterdiği, fiili neticesiyle sabit bulunan Büyük Millet Meclisi' idi. Bahis konusu ettiği sorumsuz zatlardan maksadı; Meclis efkârını Cumhuriyet ilanına meylettiren ve Meclise bu hususta tekliflerde bulunan zat ise o bendim ve onun ben olduğumu herkesten daha iyi Rauf Bey'in anlayacağını kabul etmekte hata yoktur. Eğer bunda hata varsa 'senelerden beri aramızda arkadaşlık ve kardeşlik duygularından başka karşılıklı güven de mevcut olduğunu ve bana karşı yüksek hürmet hisleriyle mütehassis bulunduğunu' ifade eden Rauf Bey'in, beni hiç tanımamış olduğuna hükmetmek lazım gelir. Benim teşebbüslerimi ve yaptıklarımı halkın endişesini mucip olacak mahiyette telâkki etmek ve sevincini ilan eden halk adına aksini, fuzuli olarak, beyan eylemek halka bu endişeleri, suni olarak, telkin eylemeye kalkışmaktır. 'Halkın geçen tecrübelerden, mütenebbih olduğunu ve uyanıklık peyda ettiğini görerek memnun olmalıdır, ben şahsen memnunum' diyen Rauf Bey'e bu vesile ile bir noktayı hatırlatmak mümkündür. Halkta uyanıklık duygularını geliştirmeye ömrünü hasretmiş bir adama karşı, böyle konuşulmaz ve halkta bu duygululuğun belirtisini görmekten kendisinin, benden ziyade, memnunluk göstermesine ne hakkı ne de selahiyeti vardır. Rauf Bey, bütün vatanı düşmanlara işgal alanı yapabilecek Mondros Mütarekenamesi'nin Sevkülceyş noktasından bahseden maddesini emrivakihalinde kabul ettiği zaman, milletin ne kadar gönülden yaralanmış ve endişeye düşmüş olduğunu hissetti mi? Son zamana kadar Cumhuriyet ilanın ertesi gününde bile, resminin
Sayfa 199 - Yapı Kredi Yayınları, 11.Baskı, Şubat 2022·Kitabı okudu
Tarih