Burcu

Burcu

, 2023 okuma hedefini ekledi.
2023 OKUMA HEDEFİ
32/69 kitap - %46 tamamlandı
32 kitap okudu
69 kitap
9,7bin sayfa
0 inceleme
410 alıntı
Reklam
Nihayet 30 Ağustos. Başkomutan otomobiline biniyor. Şimdi Zafertepe diye anılan yere doğru inmek emrini veriyor. Birinci Ordu Komutanı Nureddin Paşa: "Paşam ateş hattına iniyorsunuz" diyor. Cevap veriyor: "Zatı Devletiniz burada kalınız!" Yoluna devam ediyor. Düşmanın top ateşi altında bulunan bir yere geliyor; oradan dürbünle düşmanın asıl kuvvetlerinin bulunduğu yerlere doğru ilerlemekte olan piyade birliklerimizin hareketini takip ediyor.Birdenbire, "Allah, Allah" sesleri yükseliyor. Askerlerimizin süngüleri batmak üzere bulunan güneşin kızıl ışıkları altında alev alev yanmaktadır; ölümü hiçe sayan kahramanlarımız, düşmanın üzerine ateşten bir çığ gibi iniyor.Bu anda Büyük Komutan elindeki sigarayı atıyor; ayağa kalkıyor. Siper içinde dimdik duruyor. Bu, çok sevdiği, üzerlerine titrediği askerlerine karşı bir saygı duruşudur, gözleri nemlenmiştir. Eliyle muharebe alanını göstererek bağınıyor: "Hacı Anesti, (Yunan Ordusu Başkomutanı) mağrur kumandan! Neredesin, gel de ordularını kurtar!" Ertesi gün, sabahın erken saatlerinde muharebe alanını dolaşıyor. Manzara çok hazindir; binlerce düşman cesedi. Birbirinin üzerine yıkılmış yüzlerce topçu hayvanı. Terk edilmiş toplar; cephaneler...Asil ruhlu Büyük İnsan müteessir oluyor; "Bu manzara insanlığı utandırabilir, fakat meşru müdafaamız için buna mecbur olduk. Türkler, başka milletlerin vatanında böyle bir harekete teşebbüs etmezler." diyor.Biraz ileride, topların arasında yerde bir Yunan bayrağı görüyor: eliyle işaret ederek emrediyor: "Bir milletin istiklal alametidir. Düşmanın da olsa ona hürmet etmek lazımdır: Bayrağı yerden kaldırıp topun üzerine koyunuz."
Sayfa 135 - Yapı Kredi Yayınları, 11.Baskı, Şubat 2022·Kitabı okudu
Tarih
Ünlü Edibimiz Sayın Yakup Kadri Karaosmanoğlu Tercüman gazetesinde neşredilen "Atatürk ve Gençlik" başlıklı bir sohbetinde Büyük Adamın, o aylarda, hatta Milli Mücadele esnasında çektiği ızdırabı ne güzel ifade ediyor: "Mustafa Kemal'in daima meçhul kalan tarafı, Büyük Zaferini başarmazdan evvel çektiği azap ve işkencelerdir. Arkadaşlarına söz geçiremez; amirlerine dert anlatamaz; devlet ve siyaset adamlarını yola getiremez; kapıları çalar, açılmaz; bağırır, çağırır, işiten olmaz; devlet batıyor der, padişah gözlerini kapar, mesuller dudak büker. İşte gençliğe her şeyden önce Atatürk'ün bu mihnet, bu çevir ve cefa devri anlatılmalıdır. Gençlik en ziyade O'nun bu cephesindendir ki muhtaç olduğu azim ve irade dersini alabilir."
Sayfa 99 - Yapı Kredi Yayınları, 11.Baskı, Şubat 2022·Kitabı okudu
Tarih
Atatürk Bursa'ya bir akşamüstü gelmiş, köşke çıkıncaya kadar hava iyice kararmıştı: tabii bu durumda kendisi, bizim pek münasip ve isabetli bulduğumuz muhafaza tertibinin farkına varmamıştı. Ancak ertesi gün, şehre inişinde vaziyeti, yani, yolun süngülü nöbetçilerle sarıldığını görmüştü.Köşke dönüşünde beni çağırmış. Gittim, ayaktaydı, kırgın ve kızgın görünüyordu. Yüzüme dikkatle bakarak sordu: "Yoldaki hal nedir?" Birdenbire şaşırmıştım, cevap veremedim: sözüne devam etti: "Sen olsan ve buraya gelip benimle görüşmek istesen iki yanı süngülü askerlerle tutulmuş bir yoldan geçmek hoşuna gider miydi?" Kekeledim: "Efendim, bu tedbir yalnız siz geçerken alınıyor." "Nasıl olursa olsun iyi bir şey değil. Esasen buna lüzum da yoktur; bir daha yapılmamalıdır; hatta kapıdaki resmi elbiseli polisleri de istemem. Lazımsa onların yerine siviller kullanırsınız. Hiç unutmayın; alınacak koruma tedbirleri halkı hiçbir suretle ürkütmeyecek ve rencide etmeyecek şekilde olmalıdır" emrini verdi.
Sayfa 69 - Yapı Kredi Yayınları, 11.Baskı, Şubat 2022·Kitabı okudu
Tarih
"...Yalnız işaret etmek istediğim manayı, kısa bir misal ile açıklayacağım. Yeryüzünde üç yüz milyonu aşan Müslüman vardır; bunlar, ana, baba ve hocalarından terbiye ve ahlak dersi almaktadırlar: fakat esefle görülen gerçek olay şudur ki, bu yüz milyonlarca insan toplulukları şunun veya bunun esaret ve zillet zincirleri altındadır. Aldıkları manevi terbiye ve ahlak onlara bu esirlik zincirlerini kırabilecek insanlık meziyetini verememiştir, veremiyor, çünkü terbiyenin hedefleri milli değildir. Efendiler; milli terbiyenin ne demek olduğunu bilmekte artık bir gûna karışıklığa yer vermemelidir. Milli terbiye esas olduktan sonra da onun dilini, usulünü, vasıtalarını da milli yapmak, münakaşası kabil olmayan bir zaruret olur. Genç dimağları milli terbiye ile geliştirmeye ve yükseltmeye çalışırken bir yandan da onları; paslandırıcı, uyuşturucu, hayali birtakım fazla şeylerle doldurmaktan dikkatle çekinmek lazımdır. Efendiler, genç neslin dimağları yorulmadan her şeyi kavramaya elverişli bir halde gerçeklerle bezenmelidir."
Sayfa 66 - Yapı Kredi Yayınları, 11.Baskı, Şubat 2022·Kitabı okudu
Tarih
Reklam