Bu bahse muhterem arkadaşım sayılı bilgin ve yazarlarımızdan Vedat Nedim Tör'ün "Atatürk'e diktatör diyenlere." başlığı altında yayınlamış olduğu çok veciz bir yazısı ile son vereceğim.
"Atatürk'e diktatör diyenler, gelseler de ölümünden 19 yıl sonra bile, nasıl hâlâ, hatta daha da canlı, diri ve taptaze yaşadığını görseydiler. Tarih boyunca lanet ve nefretten başka bir duygu ile anılan bir diktatör hatırlıyor musunuz? Korkunun nasibi daima nefret olmuştur. Ata'nın da bir dediği iki olmazdı ama yüreklerimizi sevgi ile fethetmesini bilmişti. Şimdi yıllar geçtikçe, bu sevginin daha da derinleştiğini, daha da manalaştığını ibretle görüyoruz. Tarih, hep O'nu haklı çıkarıyor. Biz, hep O'nun gerisinde kalıyoruz. O, hâlâ varılması ve aşılması gereken bir hedef olarak karşımıza dikiliyor. O'ndan uzaklaştıkça zayıfız, O'na yaklaştıkça kuvvetimiz artıyor.O, Türk milletinin kurtuluşunu özlüyordu. O, bütün sömürge ve yarı sömürge milletlerinin kurtuluşuna örnek olmak istiyordu. Batıya yönelmiş, batı metotlarına dayanan bir kurtuluş O'nun idealiydi. Bolşevik metotlarla kurtuluşun düşmanıydı. Yalnız dış düşmanlara değil, gerilik, taassup, iptidailik, cehalet, hurafe, istibdat gibi iç düşmanlara karşı da çevrilmiş bir kurtuluş hareketinin öncüsüydü. Onun içindir ki Kemalizm sadece askeri ve siyasi bir hareket değil, ideolojik bir felsefe sistemi, yeni bir hümanizma olmanın da bütün cevherlerini içinde taşır. Ne yazık ki düşünürlerimiz onu tedvin edemediler.
Ayrıca, nasıl ki, Batı Almanya, bütün dünyaya, Doğu Almanya'nın aksine, batılı metotlarla kalkınmanın örneğini verdiyse, biz Kemalist Türkiye'de bütün Asya ve Afrika'nm sömürge ve yarı sömürge milletlerine batılı metodlarla kurtuluşun ideal bir örneğini verecek durumdayız. Atatürk'ü sevmek, Atatürk'ü anlamak demek, batılı