hayatım boyunca trajedinin beni bulmasını beklemiştim. bulacağından hiç kuşkum yoktu çünkü başkalarının hak ettiğimi düşündüğünden daha fazla arzum, isyanım ve gücüm vardı, yıldırımları üstüne çekecek şeylerdi bunlar.
keder defalarca alazlamıştı beni ama alevi asla etimin içine işlememişti.
kadınlara haddini bildirmek ozanların en sevdiği vakit geçirme biçimi gibi geliyordu bana.
yerlerde sürünüp ağlamazsak gerçek bir hikâye olmazmış gibi.
– "ölümlüler neye benziyor, söyler misin bana?"
–"bunun tek bir cevabı yok. her biri farklı. paylaştıkları tek şey ölüm.
bu sözcüğü biliyor musun?"
–"biliyorum," dedim. "ama anlamıyorum."
–"hiçbir tanrı anlayamaz. bedenleri parçalanıp toprağa karışır. ruhları soğuk dumana dönüşür ve yeraltı dünyasına uçar. orada hiçbir şey yemez, hiçbir şey içmez, hiçbir sıcaklık hissetmezler. uzandıkları her şey ellerinden kaçar."
cildimde bir ürperti dolaştı.
–"nasıl katlanıyorlar buna?"
–"ellerinden geldiğince."