Karanlıkları dölleyen en büyük sorunlarımızdan biri, insanlık değerlerini,kişiliklerini,onur,doğruluk,dürüstlük,sevgi kavramlarını,duygu ve duyarlığını çoktan yitirmiş birilerinden insan davranışları beklememiz.
Yaşadığı hayat, onu hemen pratik sonuçlara götürürdü. Ben korkuyordum. Bu korku, birçok oyuna başlamamı engellemişti. ‘Yalnız bu sefer dikkat edelim albayım’ diye yalvardım. ‘Bu sefer bir oyuna gelmeyelim. Son fırsatı da elimizden kaçırmayalım. Bütün ihtimalleri hesaplayalım. Bütün teknikleri öğrenelim. Göründüğümüz kadar olmayalım. Hiç olmazsa, göründüğümüzden az olmayalım. Hemen tükenmeyelim. Bütün milletlere rezil olmayalım. Bizden iyi bir oyun çıksın. Mış gibi yapmaktan usandım albayım.
İnsanların mimikleri ve
jestleri son derece acemiceydi; diksiyonları inanılmaz bir şekilde bozuktu.
Birçok kelimeyi yanlış söylüyorlardı. Başarısızlıkları bu yüzdendi. Birçok
insan da kendisine uygun olmayan rolü benimsiyordu. İyi bir yönetmenin
varlığına büyük ihtiyaç vardı. ‘Anladım albayım,'diye bağırdım bir gün. 'Demek
bunun için insanların arasında bulunmaya katlanamıyorum. Bu yüzden, onlar kötü
oyunlarına başlayınca, kaçacak delik aryıroum.’ 'Sende doğuştan tiyatro
sezgisi var,’ dedi albayım. 'O halde ne yapalım albayım?’ diye ümitsizce
sordum. 'Oyunları düzeltelim,’ dedi kısaca.