Şeyh Küşteri' den beri
rumuz erbabına bunları aktarıp duruyorlar. Mum ışığı
ile efsunlanan, renkli, parlak, yer yer silikleşip saydamlaşan, uzuvları uzayıp kısalan, bir görünüp bir
kaybolan hayatta.
"Kabe'ye varıp toprağına yüz sürmeli". Bu
fikri-sabit, bir arınmadan, bir kurtuluş çaresi olmaktan
çok gözyaşlarını alabildiğine akıtacak bir imkan olarak
Yu Tuhuınıniil Yıı Seferi l l l
beliriyordu. Kirletilmiş mazi fikrine ancak böyle karşıkoyabiliyordu, derin bir pişmanlık ile.
Ah, teslimiyet ...
Bir de sarıklı, beyaz sakallı nurani bir ihtiyar. Gelince Veysel' e fısıltıyla soruyorum. "Şu karşıdaki sarıklı
resim kimin acaba?", "Ben de bilmiyorum, yani ismini
bilmiyorum, ama Murat Bey'in şeyhi imiş galiba".