Buse Saraç

Buse Saraç
@buse_srcc
9/10
·680 syf.··
Beğendi
·
2020 70. kitabı
"Hasta bir annenin başucunda evlatların kavgayı bırakması gerekir ve bugün Fransa ağır hastadır." İlya Ehrenburg. Devrime gönül vermiş, eserleriyle Stalin ödülü almış bir Sovyet yazar. Paris'e sürgüne gönderilmesiyle başlıyor macerası. Zorunda olarak ya da isteyerek birçok ülkede bulunuyor. Tam da İkinci Dünya Savaşı insanlığı yerle bir etmek üzereyken. Daha sonra yaşadıklarından, gördüklerinden esinlerenek en ünlü üçlemesini yazıyor. Paris Düşerken bu üçlemenin ilk kitabı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Fransa'da geçen kitapta o kadar çok karakter bulunuyor ki. Nazi hayranı politikacılar, radikal partiler, sözde halk cephesi partisi ve yöneticileri, gücü sadece işçilere yeten fabrika sahipleri, sosyalist liderler, medya kanalları, bunlara karşı çıkan komünist liderler ve fabrikalarda haklarını arayan işçiler. Her gruptan insanın hayatı hakkında fikir sahibi oluyorsunuz. Ve kitabın sonunda anlıyorsunuz Paris düşmemiş, teslim edilmiş. Diğer iki kitabı Fırtına ve Dipten Gelen Dalga'nın daha kolay okunduğu söyleniyor. Ben Paris Düşerken'i okurken de zorlanmadım açıkcası. Hatta II. Dünya Savaşı'yla ilgili okuduğum en iyi eserdi diyebilirim. O kadar iyi ki bir ara ülkemizde yasaklanmış Tarihi okumak, araştırmak ve öğrenmek bence çok önemli. Güncel konuları yorumlarken bile tarihi iyi bilmeniz, öyle yorum yapmanız gerekiyor. Eğer tarih romanı seviyorsanız kesinlikle tavsiye ederim. 5/5 "Ve her zamankinden daha çok korkuyordu ölümden. Acısından değil ama ölümün boşluğundan ve hiçliğinden korkuyordu. Ne iyi ne de kötü hiçbir şey kalmazmış ya insan ölünce..."
Paris Düşerkenİlya Ehrenburg · Kor Kitap Yayınları · 2019647 okunma
Reklam
8/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2000 38. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2000 00:00
"Ölmek zor değil, önemli olan yaşamayı bilmek." Aleksey'in kendi çocukluğunu anlattığı, acılarla dolu bir hikaye. "Herkesin herkese düşman" olduğu bir aile. Babasının yokluğunda baba sevgisi hasretiyle yanıp tutuşan küçük bir çocuk. Dedesinin dayakları altında anneannesinin ona olan sonsuz sevgisi. Şiddetle büyüyen bir çocuğun yaşamı boyunca değer verecek bir şey araması. Ezilmiş,alt sınıfın oynadığı,sonunda herkesin o ayaklar altındaki yaşamına döndüğü hikayeler. Anneannesinden dinlediği, hayatını değiştirecek peri masalları. Kitabı bitirdikten sonra merak ettiğiniz tek şey bu kadar ayrıntının aklınızda nasıl kaldığı oluyor. Gorki bu sorunun cevabını kitabı yazarken kendi kendine vermiş. "Günümüzde bunlardan söz etmeye değer mi acaba?Evet, değer! Çünkü yaşandı bunlar, hepsi aşağılık gerçeklerdir, günümüzde hala da varlar. Belleğimizden, insanların ruhundan, ağır ve yüzkarası yaşamımızdan silinip atılması için de sonuna kadar bilinmesi gereken gerçekler...”
ÇocukluğumMaksim Gorki · Can Yayınları · 201319,6bin okunma
"Hasta bir annenin başucunda evlatların kavgayı bırakması gerekir ve bugün Fransa ağır hastadır."
"Her ne olursa olsun, kendin olmak için asla geç değildir. Ya da benim durumumda asla erken değildir. İstediğin zaman başlayabilirsin kendin olmaya. Değişebilir ya da aynı kalabilirsin. Bu işin bir kuralı yoktur. Hayatımızı iyi ya da kötü yaşayabiliriz. Umarım mükemmel bir hayatın olur. Umarım seni şaşırtacak şeyler yaşarsın. Umarım daha önce hiç tatmadığın duygular tadarsın. Umarım hayata başka bir pencereden bakan, ufkunu açacak insanlarla tanışırsın. Umarım gurur duyduğun bir hayat yaşarsın ve eğer yaşamadığını düşünüyorsan umarım her şeye yeniden başlamak için güç bulursun." - Benjamin Button