Maksim Gorki'nin otobiyografik üçlemesinin ilk kitabı olan çocukluğum, asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov olan yazarın çocukluğuna geniş bir bakış açısı sunuyor. Küçük yaşta fazlaca acımasız olaylarla ile tanışan Aleksey'in yaşadıkları onun tüm ömrünü etkileyecek kadar ağır olacaktır. Beni bilenler bilir zor şartlarda yetişmiş, anne-baba sevgisi almamış, çocukluğunu yaşamamış, erkenden büyüyüp, olgunlaşmış olan yüreği yaralı çocuklara karşı büyük bir hassasiyetim vardır. Aleksey'in çocukluğunu okurken içim nasıl sızladı, yüreğim nasıl burkuldu anlatamam. Kendisi küçük ama yüreği kocaman olan o çocukların hepsini kanatlarımın arasına alıp okşayıp, sımsıkı sarmalamak, yaralarını öpmek gelir içimden.. :(( ömür boyu sızlar o çocukların yüreği ömür boyu..
Geçelim kitaba; beş yaşında babasını kaybeden Aleksey'in aynı gün kardeşi de ölü doğmuştur. Babasının ölümünün ardından annesiyle birlikte büyükannesi ve dedesinin yanına taşınırlar. Burada Aleksey, iki dayısı, kuzenleri, dedesinin kumaş boyama atölyesindeki çalışanları ve kiracıları ile yaşamaya başlar. Daha beş yaşında olan Aleksey, yaramazlık yaptığında dedesi tarafından kırbaçlanma cezası alacağını öğrenir. Dedesi çocukların dayakla, korkuyla terbiye edilebileceğini savunan bir adamdır. Yeri geldiğinde kendi karısını dahi dövecek kadar katı yüreklidir. Aleksey'in evde tek sevdiği kişi büyükannesidir. Büyükannenin tatlı, sevecen, sakin sesi, yumuşak davranışları ve anlattığı masallar Aleksey üzerinde oldukça etkilidir. Evde hergün şiddetli kavgalar yaşanır. Dayıların miras kavgaları, annesinin birdenbire kaybolup gitmesi, evde çıkan büyük yangın sonrası yaşananlar aileyi büyük sıkıntılara koyar. Yangın sonrası başka bir eve taşınırlar.
Büyükannenin dışında Aleksey'in en yakın arkadaşı, ondan katbekat büyük olan İyi