(Öncelikle eğer uzun tasvirler ve ayrıntılı cümleler sevmiyorsanız bu kitaba başlamayın yarım bırakırsınız.)
Leksey’in beş yaşından itibaren hayatında meydana gelen üzücü ve sevmediği olaylara dair gözlemlerini aktaran bu kitap yazıldığı dönemin Rus kültürünü ve aile hayatını geniş cümlelerle anlatır.
Dayaktan, zorbalıktan, yoksulluk ve yetimlikten ağır yaralar alarak büyüyen güçlü ve çok zeki bir çocuğun hayattan kopuşunun hikayesidir.
Leksey, daha çocuk olmasına rağmen büyüklerin görmediği incelikleri savunur, dayaktan korkmaz ve yine kendi içinden gelen şeyleri yapar, kadına yapılan şiddeti bir türlü benimseyemez, dayağın ne kadar doğru bir yol olduğunu sorgular. Sevdiği herkesin öldüğü ve yalnızlığa itildiği hayatını bize tüm tasvirleriyle aktarır.
-Okurken bazı yerlerde kitabın henüz yazılmış olduğu hissine kapılıyorsunuz.
-Uzun betimlemeler bazen göze batabiliyor.
-Dönemin psikoloji romanı olarak değerlendirilebilir.
-Maksim öykünün çoğu yerinde okurla konuşur gibi ara cümlelere yer veriyor.
Keyifli ve çıkarımlı okumalar.
Bazı insanlar vardır ki zorluklar karşısında kendilerini gösterebilirler. Bu insanlar belki de konforlu, rahat bir hayat yaşasalar sıradan birçok insan gibi olurlardı. Maksim Gorki bu özelliklerle örtüşen bir karakter bence. Gördüğü o kadar acı, zulüm ve ölümlere karşın nasıl bu denli usta bir yazar hâline gelmiş şaşıyorum doğrusu.
Kitap Gorki'nin babasının ölümünü görmesiyle başlıyor. Babası öldükten sonra annesiyle birlikte dedesinin yanına taşınan Gorki bize Rus aile iç yaşantısını birinci ağızdan anlatıyor.
Eserlerinde toplumcu gerçekçi bir yaklaşım sergileyen yazar bu fikrin oluşmasında ailesinin ne denli büyük bir rol oynadığını gözler önüne seriyor. Dedesinin kendi çalışanlarına zalimce davranması, Grigory Usta'nın gözleri nerdeyse kör olmasına rağmen ezilircesine çalıştırılması yazara büyüdüğünde kapitalizme karşı bir duruş sergilemesine yol açmış olabilir.
Kitap neredeyse bir Khaled Hosseini eserleri kadar vurucu. Bazen kitabın gerçek olduğunu unuttuğunuz oluyor. Sonra tüm bu yaşananların gerçek olduğunu idrak edince içinizde bir acıma duygusu oluşuyor. Şimdiden keyifli okumalar.
"Kolaylıklar korkaklık doğurur; zor koşullar güçlü olmanın anasıdır." Shakespeare
Hayat bizi sürekli şaşırtır: iğrenç kalıntılarının bir karınca kalabalığına benzeyen çocukluğunun yani sıra, bu kalabalığın içinde, kendilerine yol bulmaya çalışan iyilik dolu, parlak, sağlıklı ve yaratıcı insan emekleri vardır. Daha güzel, daha iyi ve daha insanca bir yaşamın tekrar geleceğine olan yıkılmaz inancımızı besleyen işte bu güçlerdir. S:264
ÇocukluğumMaksim Gorki · Çise Kitap · 201419,6bin okunma
Yazar için zor bir çocukluk dönemi geçirmiş demek çok hafif kalır.
Böyle imkansızlar içinde yaşama tutunup şaheserler ortaya koymak...
Eseri Okuduktan sonra hayata, yaşama nankörlük ettiğimizi düşündüm. Çünkü yokların içinde yaşama tutunan bu ustalar bize şükür etmeyi öğretiyor.
Okununca daha da anlam kazanan güzel bir kitap.
Yazar çocukluğunu tüm gerçekliğiyle ve zorluklarla nasıl mücadele ettiğini anlattığı bir kitap...
ÇocukluğumMaksim Gorki · Çise Kitap · 201419,6bin okunma
Yazar hakkında ;
Asıl adı Aleksey Maksimoviç Peşkov'dur. Çok acı bir hayat geçirdiği için, Rusça'da acı anlamına gelen Gorki adı kendisine verilmiştir. Babasını henüz 5 yaşındayken kaybetmiştir. Annesi tekrar evlenince, kendisini büyükannesi ve büyükbabasının yanına gönderdi. 11 yaşındaykende veremden annesini kaybetti. Maalesef okuyamadı. Çalışmak zorunda kaldı. Bu arada okuma merakı gelişti. Nenesinin masallarından çok etkilendi. Belkide o sayede yazmaya başladı. Öykülerinde ülkesinin toplumsal zorluklarını işledi. Sistemi eleştiren yazar daha sonra ideolojik edebiyatı savundu. 1898 yılında yayınlandığı ilk kitabı "Hikaye Denemeleri" çok beğenildi. "Ayak Takımı Arasında" ve "Küçük Burjuvalar" oyunları sahnelendi. Bu yıllarda ünü gün geçtikçe hızla artmaya başladı. Rus devrimine adadığı en başarılı romanı "Ana" günümüzün en iyi eserleri arasında yer alır. Çar rejimine karşı olan tutumundan dolayı defalarca tutuklandı. Gorki, Lenin ile tanışarak samimi bir arkadaşlık kurdu. Yakalandığı verem hastalığından dolayı devlet onu İtalya’ya gönderdi. Fakat iyileşemedi. 14 Haziran 1936 yılında Moskova’da zatürreden yaşamını yitirdi.
Kitap hakkında ;
Gorki, Çocukluğum adlı kitabında kendi hayatını kaleme almıştır. Rus dilince yazılmış olan en güzel otobiyografilerden biridir. Babasını küçük yaşta yitirdikten sonra taşındığı dedesinin evinde geçirdiği yılları anlatır. Miras kavgaları, doğumlar, ölümler, küçük Aleksey'in tanık olduğu ve bizzat maruz kaldığı akıl almaz şiddet, bu evde gündelik hayatın akışı içinde sıradan olaylardır. Küçük Aleksey’in dedesi tarafından uğradığı akıl almaz şiddet!. Fizyolojik bir yıkım olmanın çok ötesinde, psikolojik ve ruhsal bir kıyımda olmuştur.
Belki de onun en şanslı yanı; bu talihsiz yaşamın seyrini değiştirecek, sevgiyi düstur edinmiş bir
Yazarın yaşamını anlattığı üç eserden ilki olan ve çocukluk kesitini anlattığı eserde o dönemin Rusyasının zorlu hayat koşullarını, sıkıntılı aile yapıları, açlığın ve fakirliğin sıradan bir durum olduğunu ve bitmek bilmeyen acıların yaşandığı okuyanım içine ilmek ilmek işleyerek kaleme alınan sıra dışı bir kitap.
Düşününce neredeyse hayatına giren tüm yakınlarının tarafından şiddet uygulanması mı yoksa neredeyse tüm yakınlarının ölümlerine şahit olması mı daha katlanışabilir bir durumdur. Sıradan bir çocuğun bu olaylardan herhangi birisine dayanması zorken, yazarı Maksim Gorki yapan işte böyle durumları, acıları, böyle mücadeleleri kazanmasından kaynaklanıyor.
ÇocukluğumMaksim Gorki · Çise Kitap · 201419,6bin okunma
Maksim Gorki Çocukluğum aslında bir insanın geçmişine flashback yapma hali bana göre , çocukluğunda yaşadığı hayatın zor ve ona rağmen renkli hallerini kişilerini anımsamasıdır bana göre.
Kendi çocukluğundan çokça anı olduğunu tahmin ettiğim güzel kitap. Detaylar sadece gerektiği kadar, havada birşey kalmıyor. Gorki işte ne diyelim. Bize ne düşer.
ÇocukluğumMaksim Gorki · Çise Kitap · 201419,6bin okunma
Rus yazar Maksim Gorki bana göre Dünyanın en iyi Otobiyografi yazarı.
Üç tane Otobiyografi kitabı var bunlar Çocukluğum, Ekmeğimi Kazanırken ve Benim Üniversitelerim
diğer kitaplarında da yazarın hayatından sayfalar var.
Ekmeğimi Kazanırken adlı eserinden sonra ki yazarın en sevdiğim kitabı Çocukluğum oldu. Gorki o kadar güzel anlatıyor ki olayları resmen olayları içinizde yaşıyorsunuz. Okurken hüzünlendirici aynı zamanda gülümseten ve düşündüren bir eser.
Yazar bize Rus kültürünü yakından tanıma fırsatı veriyor. Sadece Gorki severlerin değil herkesin okuması gereken bir kitap. Siyasi ideolojileri bir kenara bırakın ve bu müthiş yazarı hala bilmiyorsanız okumaya başlayın.
ÇocukluğumMaksim Gorki · Çise Kitap · 201419,6bin okunma
Dünya Klasikleri'nden olan bu kitabı sindire sindire okudum. Klasiklerin özelliğidir bu, bir çırpıda okuyup bitirilmez. Gorki'nin "Ana" adlı başyapıtından bir zaman sonra kendi yaşam öyküsünü, çocukluğunu, anlattığı "Çocukluğum" kitabını okumak güzel oldu. Küçük yaşta öksüz kaldığı için acılarla dolu bir hayat yaşadı, Gorki. Bu yüzden acı anlamına gelen "gorki" lakabını kendisi seçti. Rus yazarların içinde başkadır. İyi ki yazmış, iyi ki okumuşum.
ÇocukluğumMaksim Gorki · Çise Kitap · 201419,6bin okunma
Aleksey Maksimoviç Peşkov, en çok bilinen adı ile Maksim Gorki, Sovyet Rus yazar, sosyalist gerçekçi yazımın öncüsü politik eylemcidir.
1892 yılında Tiflis'te, Kafkasya Gazetesi'nde çalışmaya başladı. Yoksullukla ve acıyla dolu bir hayat sürdüğü için Rusça'da acı anlamına gelen Gorki takma adını kullanmaya başladı. 1895'te St. Petersburg'da yayınlanan bir dergide çıkan Çelkaş adlı öyküsü ile ünlendi. Ardından Yirmi Altı Erkek ve Bir Kız öyküsü yayınlandı.
Ünü hızla yayıldı. Bu öyküler kadar başarılı olmayan bir dizi roman ve öykü daha yazdı. Gorki'nin 1898 yılında yayınlanan ilk kitabı Hikâye Denemeleri (Очерки и рассказы) çok beğenilir ve yazarlık kariyerinin başlangıcı sayılır. İlk romanı Foma 1899'da basıldı. Bu dönemde sağlam bir olay örgüsü kuramaması ve yaşamın anlamı üzerine uzun felsefik tartışmalara girmesi romanlarının başarısını düşürür. 1906'da yazdığı ve Rus Devrimi'ne adadığı Ana en başarılı romanıdır. 1899-1906 arasında St. Petersburg'da yaşar. Gorki, Çar rejimine açıkça karşı çıkmış ve bu yüzden birçok kez tutuklanmıştır. Çarlık tarafından kontrol ve baskılara maruz kalmıştır. 1901'de Fırtına Kuşunun Türküsü isimli kısa şiiri yüzünden tutuklandı. Kısa sürede serbest kaldı, Kırım'a gitti.
Gorki birçok devrimci ile tanıştı. Lenin'le tanıştığı 1902 yılından itibaren aralarında yakın bir arkadaşlık oluşmuştur.
1902 yılında Rusya Edebiyat Akedemisi'ne seçilir. Ancak Çar II. Nikolas buna izin vermez. Anton Çehov ve Vladimir Korolenko bu tavrı protesto eder ve Akademiden ayrılır.
Başarısız olan 1905 Rus Devrimi sırasında Peter ve Paul Kalesi'nde kısa bir süre daha hapis kalır. Gorki Güneşin Çocukları adlı oyununu yazar.
Oğlunun Mayıs 1935'teki ani ölümünü takiben Gorki de, 1936 yılında Haziran ayında öldü. Her ikisinin de ölümü şüphe altındadır. Zehirlendikleri iddia edilmiş, ama bu iddia hiçbir zaman ispatlanamamıştır. Gorki'nin cenaze töreninde tabutu taşıyanlar arasında Stalin ve Molotov da yer alacaklardır.
1938'de Buharin'in mahkemesinde Gorki'nin NKVD başkanı Yagoda tarafından öldürüldüğü itiraf edilmiştir.