Ne çok ses karışıyor sevgilim, bir bilsen... Kulaklarım uğulduyor, başım dönüyor.
İkimiz kurmuştuk şu dünyamızı, içinde yaşayıp gidiyorduk.
Bir tek seninle ben karşı karşıya gelemiyoruz. Bir tek ikimiz karşılıklı uzun uzun konuşamıyoruz.
"Unutmayı Başlatma Düğmesi'ne bas artık!" dedi. "Bas ve rahat et! Zamanı çalıştırmaya başla. Sen zamanı durduruyorsun., umut var içinde hala... Her geçen gün büsbütün yıpranıyorsun. Aramadığı her gün, yeni baştan çöküyorsun. Dinle beni! Unutmayı Başlatma Düğmesi'ne bas artık!"
Küçük parmak kız, o gün arabanın ön koltuğunda çok mutlu oldu. Sevinç içindeydi. Bir daha hiç büyümek istemedi. Öyküsünün sonunu yazamadı. Kendi dünyasında kocaman olmak içinden gelmedi. Senin yanında parmak kız olarak yaşamanın düşlerini kurdu.
Bir solukta okunabilen bir kitap. Ancak ilk başta biraz bocalıyorsunuz. Gerçekliğin fantastik bir kurgu ile harmanlanması ilk başta "Ben şu an ne okuyorum?" diye düşündürtüyor size. Ama kısa bir süre sonra alışıyorsunuz buna.
Kitapta aslında kadın karakterimizin bir anda ortadan kaybolan sevgilisi üzerine yaşadığı bunalımlar, sorulara cevap arayışları ve ayrılık süreci anlatılıyor bütün yönüyle. Bir kadının "belirsiz" bir ayrılığa nasıl reaksiyon verdiğini, duygu değişimlerini absürd bir dille okuyoruz aslında. Marilyn Monroe'nun bile aşk acısı için başvurduğu büyücüye elbette bizim karakterimizin de yolu düşüyor, Marilyn ile sohbet ediyor.
Kitabın aralarında da aslında erkeklerin bir ilişkide "dış" etkenlerden etkilenmesini okuyoruz ama kitabın sonlarına geldiğimizde erkeklerin de ilişkilerde ne düşündüklerini biraz biraz görüyoruz. O yüzden bu kitap iki tarafında bir ilişkiye bakış açılarını çoğu noktasından karşımıza çıkarıyor.
Kitapta 17 bölüm var. Aslında 17 öykü olarak kabul edilse de öykülerden oluşturulmuş bir roman bu kitap. Okuması kolay. Dediğim gibi başta biraz garipsiyorsunuz ama ustaca ve akıcı bir şekilde yazılmış bu kitabı bir solukta okuyorsunuz.