Büse

Büse
@buseclmn
Puan vermedi·264 syf.··
2026 2. kitabı
İlginç bir kitaptı. 3 farklı karakterin, tek bir kişi ile bağlantısını o kişiyi hikayede fiziki olarak hiç geçirmeden anlatıyor aslında. Şebnem asıl öznemiz olsa da hikayede kendisini asla görmüyoruz. Herkes Şebnem hakkında konuşuyor, fikir üretiyor ama söz hakkı hiçbir noktada Şebnem'de değil. Kitabın can alıcı ve insanı düşündürten kısmı da bu aslında. Ama... Kitap çok durağan. Üç karakteri başta ayrı ayrı anlatırken çok fazla zaman karmaşasına sürükleniyorsunuz. Karakterlerin hayatlarını anlatmak için geçmişle kitabın güncel zamanı arasında geçişler yapılıyor ama bu geçişler o kadar keskin oluyor ki neye uğradığınızı şaşırıyorsunuz. Ayrıca yan karakterler o kadar çok ve karmaşık ki unutuyorsunuz. Onun amcası, bunun halası, şunun eniştesi, onun annesinin halası... Bu liste uzuyor da uzuyor. Bunları tam olarak anlayamadığınızda da olaylar sarpasarıyor. Kitabın konusu iyi olsa da ele alınış ve yansıtılış şeklini çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim kısacası. Bu durum da kitabı okunması güç, sıkıcı bir hale sokuyor.
Kapak KızıAyfer Tunç · Can Yayınları · 202013,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Abartıldığını Düşündüğüm Bir Kitap
Puan vermedi·303 syf.··
2026 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2026 00:00
Ne büyük meraklarla alıp okumaya başladığım bir kitaptı oysaki... Evet, kitap pek çok meseleye değiniyor. Irkçılık, sömürü, ötekileştirme ve numuneleştirme... Ama kitabı her gördüğümde, yorumlarını her okuduğumda "Yılın en iyi kitabı", "Kesinlikle okunması gereken bir kitap" gibi ifadelerle karşılaştım. Hayır, bence hiç öyle bir kitap değil. Kitabın konusu aslında 2 ana karakter üzerinden şekilleniyor. Athena Liu, edebiyat dünyasında adını duyurmuş ve herkesin sevdiği yazılar yazan biri. June Hayward ise arkadaşının gerisinde kalan ve asla gün yüzüne çıkamayan bir yazar. Athena'nın ölümü ile birlikte onun daha önce yayımlanmamış bir kitabını kendi düzenlemeleriyle yayımlıyor June ve olaylar da tam olarak burada başlıyor. Yayın dünyasındaki trajediler, editöryel süreçler, intihal olayları gibi konular June'un yaşadıkları üzerinden anlatılıyor. June, çoğunlukla kendi içinde kendini aklamaya çalışıyor. Bu hikayedeki herkes suçlu oan göre, kendisi hariç. Kendini suçlu hissettiği anlarda bile muhakkak bu fikirden bir kaçış yolu var. Finali çok tahmin edilebilir bir kitaptı. Aslında tamamı çok tahmin edilebilir ve günümüz yaşantılarını düşündüğümüzde de farkına varabileceğimiz gerçeklerle doluydu. Diğer okuyanlar benim görmediğim bir şey mi gördü bilmiyorum ama akıcı olması dışında "bayıldım" diyebileceğim bir kitap okumadım ben.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,5bin okunma
Başlangıç Kitabı Tadında
7/10
·418 syf.··
2025 6. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2025 22:20
Bu kitapta da Ahmet Ümit'in akıcı diliyle karşılaştığımız için okuma yönünden asla zorlanmadığım bir kitaptı. Kendi okuma canlılığı kaybettiğim için ilk 150 sayfasını 2 haftada, geri kalan 300 sayfasını ise 3 günde okudum. Başta da aynı tempoya sahip olabilsem muhtemelen 3-4 günde bitebilecek bir kitaptı, öyle bir yalınlık. Ancak Ahmet Ümit'in bu kitabına bayıldığımı söyleyemeyeceğim maalesef ki. Evet güzel bir kitaptı ama çarpıcı bir kitap değildi kesinlikle. Olay örgüsü bana kalırsa tam kıvamında ele alınabilmiş değildi. Kitap Tarlabaşı'nın hatrı sayılır adamlarından birinin yılbaşı gecesi ölü bulunması ile başlıyor ve kitap boyunca pek çok kişi sorgulanıyor. Ama hiçbirinde bir çıkış noktasına varılmıyor; olaylar, konuşmalar tekrara düşüyor bana kalırsa. Kitapta olaydan çok Tarlabaşı'nın serüvenini okuyoruz aslında. Yıllardan beridir süregelen dönüşümünü açık açık kelimelere döküyor Ahmet Ümit. Daha önce Tarlabaşı hakkında araştırma yapmış biri olarak elbette ki bu kısımlar çok ilgimi çekti. Çoğunluğunu bildiğim olayları bir hikayenin içinde okumak da gerçekleri tekrardan yüzüme vurdu. Ahmet Ümit'in belki de en çok sevdiğim yanı bu: Gerçekleri sizin önünüze seriyor ama bunu salt bilgilerle yapmıyor. Ahmet Ümit'i yavaş yavaş tanımaya başlayacak, dilini öğrenecek biriyseniz bu kitap başlangıçlardan sayılabilecek düzeyde daha çok. Yazarın olay örgüsü çok daha güzel kurgulanmış, anlatımı da daha gelişmiş kitaplarını da okuduğum için bunu rahatlıkla söyleyebiliyorum.
Beyoğlu'nun En Güzel AbisiAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,5bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2025 01:20
Ah! Biraz zor bir inceleme olacak ama bunu yapmam gerek. Kitap aslında bir otobiyografi kitabı. Oba Yozo’nun otoyografisi esasında ancak kitabı okurken yazarın kendisinden de izler buluyorsunuz. Başkasının hatıratlarından derlenmiş yazılar da olsa adım adım yazarın kendi intihar mektubu olduğunu da seziyorsunuz. Kitabın ilk bölümünü okurken, o fotoğraflardan bahsettiği kısım, ne okuduğumu tam olarak anlayamamış bir haldeydim. Bunun bizi nereye götüreceğini, hangi hayatın kapılarını aralayacağını bilmiyordum. Ama aralanan o kapının ardında myle büyük bir kasvet bulutu var ki, o kasvetin içinde kendinizden yansımaları bulmamanız mümkün bile değildi. Kitabın, kitap da demek istemiyorum direkt hatırat olarak bahsetmek daha uygun geliyor, hatıratın çoğu yerinde asıl karakterimize çok kızdım. “Bunu neden böyle yapıyorsun?” “Olacakları hiç mi düşünmüyorsun?” “Kimseyi düşünmüyorsan bile kendini düşünmen gerekmez mi” gibi bir sürü sorularla kızdım. Çoğu yerde “Sen bu kadar yaptığın şeyden sonra bunları hak ettin” diyerek karaktere kendi içimde isyanlar ettim. Ama gelin görün ki okuduğunuzun şeyleri irdeleyerek ve gerçekten hissederek okuduğunuzda, yani üstünkörü okuyup geçmediğinizde, karakterin haklılık payının çok olduğu yerlerle karşılaşıyorsunuz. Ve düşününce bu duruma herkesin cevap veriş biçimi çok farklı. Kitapta karakterin hayata cevap verişini okurken kendinizi de sorguluyorsunuz aslında “ben böyle bir şeyde olsam ne yapardım acaba” diye. Bu kitap sindire sindire okunması gereken, yer yer altını çizerek ve üzerinde düşünerek belki de bir sayfada dakikalar harcanmasını hak ederek okunmalı bana kalırsa. Ama dikkat edin sizi de bir “soytarılığın” içine çekmesin…
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,4bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2025 15:39
Bir solukta okunabilen bir kitap. Ancak ilk başta biraz bocalıyorsunuz. Gerçekliğin fantastik bir kurgu ile harmanlanması ilk başta "Ben şu an ne okuyorum?" diye düşündürtüyor size. Ama kısa bir süre sonra alışıyorsunuz buna. Kitapta aslında kadın karakterimizin bir anda ortadan kaybolan sevgilisi üzerine yaşadığı bunalımlar, sorulara cevap arayışları ve ayrılık süreci anlatılıyor bütün yönüyle. Bir kadının "belirsiz" bir ayrılığa nasıl reaksiyon verdiğini, duygu değişimlerini absürd bir dille okuyoruz aslında. Marilyn Monroe'nun bile aşk acısı için başvurduğu büyücüye elbette bizim karakterimizin de yolu düşüyor, Marilyn ile sohbet ediyor. Kitabın aralarında da aslında erkeklerin bir ilişkide "dış" etkenlerden etkilenmesini okuyoruz ama kitabın sonlarına geldiğimizde erkeklerin de ilişkilerde ne düşündüklerini biraz biraz görüyoruz. O yüzden bu kitap iki tarafında bir ilişkiye bakış açılarını çoğu noktasından karşımıza çıkarıyor. Kitapta 17 bölüm var. Aslında 17 öykü olarak kabul edilse de öykülerden oluşturulmuş bir roman bu kitap. Okuması kolay. Dediğim gibi başta biraz garipsiyorsunuz ama ustaca ve akıcı bir şekilde yazılmış bu kitabı bir solukta okuyorsunuz.
Aşk Artık Burada OturmuyorNazlı Eray · Everest Yayınları · 2023195 okunma