Ah ah… Bu nasıl bir hikayeydi böyle? Nasıl güzel bir kitaptı… Ah Necdet… Ah Müzehher… Vah İbrahim Şemsi... Ve Meliha… Kitap tam olarak adının hakkını veriyor.
Necdet; son derece yakışıklı, eğitimli, durumu çok iyi, aynı zamanda da son derece çapkın. Gönül eğlendirmelerini seven, sürekli bir etkinlikte sürekli bir seyahatte. Hayattan son derece keyif alan bir karakter. Bir arkadaşının Necdet’e rastlayarak sohbet etmeleriyle kitap başlıyor. Öncesinde arkadaşıyla buluşmalara devam ediyorlar olaylar da Necdet’in arkadaşına anlatmasıyla, arkadaşının gözünden aktarılıyor bize.
Sonrasında asıl hikayeyi bir mektupla anlatıyor Necdet. Ah ah nasıl bir mektup…
Böylesine etkilendiğim, beni hüngür hüngür ağlatan kitap bu sene bir kere olmuştu ki bu da ikincisi benim için. Kahretti hikaye beni. Öyle acıklı ki, öyle sıkıyor ki kalbinizi cidden okurken Necdet’i çok çok iyi anladım. Hiçbir şey tek taraflı olmuyor elbette ortada bir suç varsa bu suça ortak mutlaka bir kişi de oluyor… Of! Yazmak istediğim o kadar çok şey var ki. Ama spoiler olmaması açısından bahsetmeyeceğim. Sadece kitaptaki Meliha karakterinin bencilliği beni sinir krizlerine soktu. Mutlaka okuyun derim. Beğenmeyeceğinizi asla düşünmüyorum. Yürekten tavsiye ediyorum bu kitabı…
Söylemeden geçmeyeyim; tasvirler, o dönemin havası ve atmosferi vs. çok güzel anlatılmıştı.
“Seni kalbimde müstetir, peyda
Helecanlarla sıkmadım bir gün.
Lakin ey nur-ı âfil-i handân
Sana bir yâdigâr-ı kalbim olan
Sarı, pejmürde, münkesir, ölgün
Bir gül, en son dem-i hayâtında
Mahrem-i ihtizâz-ı kalbindi.
Şimdi bir zıll-ı sâkin-i ebedî,
Şimdi bir leyl-i mübhem-i yeldâ
Âşiyânında hem-demindir, ah!”
Günümüz Türkçesi:
Seni kalbimde saklı açık
Heyecanlarla sıkmadım bir gün.
Lakin ey gülüşünün ışığı kaybolan
Sana kalbimin bir yadigârı olan
Sarı, solmuş, kırılmış, ölgün
Bir gül, hayatının en son deminde
Kalbinin gizli titreyişiydi.
Şimdi ebedi bir gölge,
Şimdi sonsuz bir uzun gece
Yuvanda arkadaşındır, ah!