Cam Şato serisi elbette uzun süredir karşıma çıkıyordu. Yazarın diğer kitaplarından da haberdarım, çok detaylı araştırmasam da genel olarak sevildiğini biliyorum. Fakat hiçbir zaman seriye veya yazara ucundan da olsa başlamak gibi bir isteğim olmadı. Sanıyorum ki editörlüğe başladıktan sonra günümüz kitaplarından biraz uzaklaştım, bu benim isteğimle doğru orantılı değil aslında. Mesleki deformasyon olarak görüyorum ben bunu. Bir de uzun soluklu, fantastik ve okuyanların tepkilerinden anladığım kadarıyla size birçok duyguyu birlikte yaşatacak bir seriye başlamaya niyetli değildim.
Ama artık dayanamadım arkadaşlar. Bazen olmuyor işte.
Arkadaş grubumuzda konuşup araştırdıktan sonra bir de ne göreyim meğer 0.5 gibi nitelendirebileceğimiz Suikastçının Hançeri varmış. Birçok kişiye sordum, seriye başlamadan evvel okursan daha tatlı olur dediler. Ben de aynı düşüncedeyim çünkü Cam Şato'nun öncesini anlatan bir kitap.
Adarlan Krallığı'nın en korkulan, gizemli suikastçısı Celaena'nın başından geçenleri -belki de başına açtıklarını demeliydim- beş kısımda okuyoruz. Kısımlar karışık değil merak etmeyin, kronolojik olarak yazılmış.
Öncelikle belirtmeliyim ki ilk iki kısım bana biraz durağan geldi. Üçüncü kısımdan sonra işler biraz değişmeye, sayfaları heyecanla ve acaba ne olacak düşüncesi ile çevirmeme sebep olmaya başladı. Zaten dördüncü ve beşinci kısım favorimdi, gerçekten son kısımları iki günde okudum bitti. Gerçi, biraz yoğun bir dönemde başladım kitaba ve ilk kısımları parça parça okudum ama açıkçası pek de içimden gelmedi, merak etmedim neler olacağını. Zaten o yüzden benim için durağandı diyorum.
Uzun süredir bir kitabı okurken bu kadar gerçek duygular hissetmemiştim. Özellikle son zamanlarda hiç bu kadar sinirlendiğimi hatırlamıyorum. Spoiler vermemek adına karakter