Benim için enteresan ama çok güzel bir okuma süreci oldu. Bu zamana kadar okuduğum her kitapta -fantastikler dahil- mutlaka biraz da olsa aşk isterim. O romantizmi ve yeri geldiğinde tutkuyu okumazsam kitapta bir şeyler eksik gibi hissediyorum.
Hissediyordum, Cinder'a kadar.
Arkadaşım önerirken, "Bu kitapta bi aşk beklemiyorsun, seni heyecanlandıracak şeyler daha farklı," dediğinde hoşuma gitmeyeceğinden neredeyse emindim. Yanıldığımı da okudukça anladım.
Öncelikle kurgu gerçekten sürükleyici. Özellikle yarısına henüz gelmişken tüm sırları tahmin ettiğimi düşünürsek, bu sürükleyiciliği bence daha da önemli oluyor. Evet tahmin ettim ama -bence asla zor değildi tahmin etmesi- gerçeklerin açığa çıkma sürecini de heyecan ve sinirle okudum.
Cinder, Kai, Peony ve kesinlikle Iko... Hepsini çok sevdim. Adri, Pearl ve Levana'nın olduğu kısımları okurken de gerçekten göz devirmekten, sinirlenmekten bi hal oldum.
Yalnız böyle bir seriye daha özenli bir çeviri ve redaksiyon yapılmasını beklerdim. Bazı kelime seçimleri ve cümleler gerçekten komikti; trajikomik.
Mutlaka uzun bir ara vermeden devam edeceğim, gidişatı epey merak ediyorum.
Eğlenceli, duygusal, hızlı okunan ve olayların asla uzamadığı çok güzel bir rs kurtarıcısı. Görünenden daha fazlası olan karakterleri seviyorum. Hem CeCe hem de Gabe asla yüzeysel değildi.