Denecektir ki, yeni görüşler ortaya koyanları artık öldürmüyoruz: Peygamberleri katleden atalarımız gibi değiliz, onlara anıt mezarlar bile yapıyoruz. Dine karşı çıkanları öldürmediğimiz doğru; en aptalca görüşlere karşı bile modern duyarlılığın tahammül edeceği ceza miktarı, onları yok etmeye yetmez. Ama yasaların verdiği cezaların lekesinden bile kurtulduğumuzu sanma gafletine düşmeyelim. Düşüncelere, en azından ifade edilmelerine karşı hala cezalar var yasalarda; günümüzde bile bu cezaların uygulanması, bir gün yeniden ve tüm güçleriyle canlanmalarını inanılmaz kılacak kadar az rastlanır değil.
Kanunların gücünün, en iyi insanları ve en onurlu öğretileri yok etmekte kullanıldığı unutulmaz tarihsel anlar bunların arasından çıkar; insanlar söz konusu olduğunda kanun gücü iğrenç bir başarıyla kullanılmıştır kullanılmasına; ama bu öğretilerden bazılarına, onlardan ya da onların genel geçer yorumlarından ayrılan insanlara karşı benzer davranışları savunmak için (alay edercesine) başvurduğu da olmuştur.
İçinde bulunduğumuz çağda -"ki inançtan yoksun ama kuşkuculuktan ödü kopan" bir çağ olarak tanımlanmıştır ve insanlar görüşlerinin doğruluğundan değil, onlar olmaksızın ne yapacaklarını bilemeyecekleriden emindir- bir görüşün açık saldırılardan korunması gerektiği iddiaları, bu görüşün doğruluğuna değil, onun toplum için olan önemine dayandırılır.