Ülkü denen yalan şimdiye dek gerçeğe bir ilenmeydi; bu yolla insanlık en derin içgüdülerine dek aldatıldı, yalana boğuldu; yükselişinin, geleceğinin, gelecek üstüne yüce hakkının güvenceleri saydığı ters değerlere taptı giderek.
Kaygıdan kaçıyorsak, erdemden de kaçmalıyız, zira erdem kaçınılmaz olarak kendisine karşı olan her şeyi aşağılar ve onlardan nefret eder, bu yüzden iyilik kötülükten, ılımlılık şehvetten, cesaret korkaklıktan nefret eder.
Ruh duygudan mahrum kalırsa, sadece hayvanlar ile insan arasında değil, aynı zamanda insan ile ağaç kütüğü, taş veya bu türden başka bir şey arasında ne fark kalır?