Oscar Wilde'ın tek romanı olma özelliğine sahip Dorian Gray'ın Portresi, felsefi bir çok düşüncenin imgesel yansıtıcılarla pekiştirilip okuyucuya aktarıldığı etkileyici bir eser. Yüz güzelliğiyle gören herkesi büyüleyen, gençliğinin en güzel yıllarında olan Bay Gray, ressam Basil Hallward ve Lord Henry ile tanışır ve hayatı böylelikle çok farklı bir yöne evrilir. Basil Hallward'ın Dorian Gray'i en ince detayına kadar tüm güzellikleriyle resmettiği portreyle başlar her şey bir bakıma. Portre imgesi aslında Dorian Gray'in gençliğini gözler önüne serdiği gibi insanın içindeki tertemiz, hırpalanmamış ve kirlenmemiş duyguların güzelliğini de temsil etmektedir. Portre yapıldığı ilk günden itibaren Dorian Gray'ı saran endişe, aslında geçen yılların yüzündeki çizgilere yansıyacağı ve portredeki hayranlık verici güzelliğinin kalmayacağı endişesi olduğu kadar, kibrin esiri olma ve korkunç bir kişiliğe dönüşebilme potansiyelinin verdiği korkudur da ayrıca. Düşündürücü ögelerin ve yaklaşımların yer aldığı, derin psikolojik tahlil içerikli, okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu. Tavsiye ediyorum.
'İntikam almak bireyseldir, cezalandırmak Tanrı'nın işidir.'
Okurken neden klasikleşmiş bir eser olduğunu iyi anladığım muhteşem bir eser. Adından da anlaşılacağı üzere Bir İdam Mahkumunun Son Günü, idam edilecek bir mahkumun iç dünyasını anlatıyor. Üzerinden yüzyıllar geçse de okuyucuya geçirecek şekilde derin duygularla ve akıcı bir dille kaleme alınmış. Epey uzun sayılabilecek bir önsözü var. Fakat dönem koşullarını ve kitabın içeriğini anlayabilmek için atlanmaması gereken bir önsöz olduğunu düşünüyorum. Bitirdikten sonra bile o döneme götürüp insana pek çok şey düşündürecek bir eser. Mutlaka tavsiye ediyorum.
Dr. Serkan Karaismailoğlu'nun okuduğum ilk kitabıydı ve kitap hakkında ne yazsam eksik kalabilecek, çok saygı duyduğum bir emek ürünü olduğunu düşünüyorum. Öncelikle kendi açımdan değerlendirdiğimde var olan bilgilerimin üzerine çok fazla bilgi kattığım, sayısız yeni bilgi öğrendiğim, öğreticiliği anlaşılabilirliğiyle üst seviyeye çıkmış bir eser. Kitabın hatrı sayılır bir kısmı mikrobiyotadan çok beyin, hormonlar, sinirler, sindirim sistemi organlarının rolleri ve özellikle de bakterilerle ilgili. Bu da aslında asıl anlatılmak istenenin yani bağırsakların vücut üzerindeki hakimiyetinin gerek soyut gerekse somut anlamda ne derece önemli olduğunu, enterik sinir sistemi, dopamin etkisi , mikrobiyotanın fiziksel ve ruhsal anlamda iyileştirici etkisi gibi bir çok durumu anlayabilmek için son derece etkili olmuş. Kesinlikle okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Çizimleri ve espirili sayılabilecek bir dille yazılmış olması çok güzeldi. Tavsiye ediyorum.
Öncelikle kitap, girişinde belirtildiği üzere Toltek Öğretisi adı altında değerlendirildiğinde de, öğretiden bağımsız salt fikirler çerçevesinde değerlendirildiğinde de ortak bir paydada buluşuyor; farkındalık. Muhteşem bir farkındalık kitabı olduğunu düşünüyorum. Kısa ve öz dört altın kural yani dört anlaşma var olan düşünce yapımıza yenilikler katabilecek, farklı bir bakış açısı kazandırabilecek nitelikte. Tekrar tekrar okunabilecek bir kitap.Kesinlikle tavsiye ederim.
Dört AnlaşmaDon Miguel Ruiz · Ötesi Yayıncılık · 202316,2bin okunma
Yıllar sonra sanırım üçüncü kez okuyorum. Muhteşem bir kitap. Her okuduğumda daha da anlamlı geliyor anlatılanlar. Mutlaka okunmalı, iletiler düşünülmeli ...
İnsan Ne ile YaşarLev Tolstoy · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 2007233,9bin okunma