Eski ahlaki değerlerin yıkılışı, koca bir nesli hakikat arayışına itiyor. Kâh heyecan, kâh endişeyle karmaşık duygular içinde yol alıyoruz. "Düşünüyorum o halde varım." yolunda yürüdüğümüzü sanırken; "Görünüyorum, o halde varım." yolunda koşuyoruz.
Ziya Paşa ne güzel söylemiş:
“Gitti Mecnun hane-i dehri bize bıraktı
Bir harap evdir, kalır divaneden divaneye”
(Mecnun ölünce dünya evini bize ısmarlamış oldu -zaten- bu öyle perişan, yıkık, ıssız bir evdir ki -ancak- deliden deliye kalabilir...)