Ama hayat böyleydi, illa bir yerde insana hiç istemediği soruları sorduruyordu, daha kötüsü bazen insan kendini iyi hissedeceği cevaplara inanmayı istese de inanamıyor; saf, çıplak, en hakiki gerçeği bulmak istiyor ama gerçekle yüzleşmeye de gücü yetmediği için arafta kalıyordu. Arafta olmak korkunçtu.
İnsanın kendi kendini aşağıladığı küçük anlar çok büyük travmalar aslında çünkü insan kendini kendine karşı savunamıyor. Aşağılayan kendisi, aşağılanan kendisi, nasıl yapsın?
Kitap oldukça akıcı 1.5 gün gibi kısa sürede okudum. Zaten Ayfer Tunç’un öyle sürükleyici bir anlatım dili var ki bu zamana kadarki tüm kitaplarını elimden bırakmadan, sonu nereye varacak acaba diye merak ederek bitirdim.
Bu kitap hakkında olumsuz yorum yazanları anlayamadım, bence kitabın sonuna kadar merak unsuru ön plandaydı. Ayrıca Şehnaz’ın takıntılı aşık hali bana başka kitapları anımsattı.
E.’ye ne kadar sinir olsam da, bu üç kuşak kadın hikayesine bir o kadar üzüldüm. Okumanızı tavsiye ediyorum. Ayfer Tunç