Büşra Yılmaz

Büşra Yılmaz
@busra0
öğretmen
12 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
"insan ne gencim diye felsefeyle uğraşmayı geciktirmeli ne de yaşlandım diye felsefeyi bir tarafa bırakmalıdır. Çünkü ruh sağlığı söz konusu olunca hiçbir yaş ne fazla gençtir ne de fazla yaşlı." _Epikuros, Menoikeus' a Mektup, 122
Sayfa 55·Kitabı okudu
Reklam
"Bir duygu olarak sevgi ve bir eylem olarak sevgi arasındaki farkı görmek bize yardımcı olabilir." dedim. Hissetmediğin şeyleri hissettiğini iddia edersen, bu iki yüzlülük olur ve yakın ilişki kurmanın yolu böylesine yanlış bir iletişim olamaz. Ama karşındaki kişinin yarar veya zevki için bir sevgi davranışında bulunursan, bu sadece bir tercihtir. Bu eylemin derin bir duygusal bağdan doğduğunu iddia etmiyorsun, sadece onun yararı için bir şey yapmak istiyorsun.
Sayfa 193·Kitabı okudu
Aşık olma takıntısının sonsuza dek süreceğine inanmak, yanlıştı. Daha akıllıca, daha gerçekçi, daha mantıklı davranmalıydık. Bu tutku sürekli olsaydı, herkes çok agır sorunlarla karşılaşırdı aslında. Öyle ki şok dalgaları iş, en- düstri, din, eğitim ve toplumun diğer tüm alanlarını sarsar- dı. Neden? Çünkü insan aşık olduğunda, hayatındaki diğer, her şey gözünden silinir; özellikle de işi. Zaten bu yüzden aşka "takıntı" diyoruz. Bir üniversite öğrencisinin delicesi- ne aşık olup olmadığını, notlarına bakarak anlayabilirsiniz, çünkü aşık olduğunda ders çalışmakta zorlanır. Ertesi gün tarih sınavı vardır ama 1812'de olmuş bitmiş bir savaşı kim umursar ki? Önemli olan tek şey aşkı ve aşık olduğu kişidir. Bir defasında karşılaştığım bir beyefendi bana işi- nin dağıldığını soylemisti. "Ne demek istiyorsunuz?" diye sordum. "Bir kızla tanıştım ve artık işlerimi yapmakta zorlanıyorum. Bir türlü işime yoğunlaşamıyorum. Bütün günüm onu hayal etmekle geçiyor." Aşık olmanın getirdiği başdönmesi, bizi harika bir ilişki yaşadığımıza inandırır. Birbirimize, ait olduğumuzu, bütün sorunları aşabileceğimizi, birbirimiz için her şeyi yapabileceğimizi hissederiz. Genç bir adam nişanlısı için şöyle diyordu: "Onu kıracak herhangi bir şey yapmayı düşünemiyorum bile. İstediğim tek şey, onu mutlu etmek. Bunun için her şeyi yapabilirim." Böyle bir takıntı, tüm bencil duygularımızdan arındığımızı, sevdiğimiz kişinin çıkarı için her şeyden vazgeçebilecek, Rahibe Teresa gibi biri haline geldiğimizi düşünmemize yol açar. Böyle bir düşüncenin oluşmasının nedeni, karşımızdaki ki- sinin de bizimle ilgili duygularının aynı yogunlukta oldugunu varsaymamızdır. Bizim gözümüzde sevdiğimiz kişi kendini bizim ihtiyaçlarımızı tatmin etmeye adamıştır; bize „olan sevgisinin, kendi sevgimiz kadar güçlü olduğuna
Sayfa 33·Kitabı okudu
Alıntı
Günün sonunda, ister geçmişe dönmüş olun ister geleceğe gidin, şimdiki zaman değişmiyor. Bu da akıllara şu soruyu getiriyor: O hâlde o sandalyenin ne anlamı var? Ama Kazu insanların karşılaştığı zorluklar ne olursa olsun her zaman üstesinden gelecek güce sahip olduklarına inanmaya devam ediyordu. Sadece cesaret gerekiyordu. Eğer sandalye bir kişinin bile kalbini değiştirebiliyorsa o hâlde kesinlikle bir anlamı vardı. Yine de zamanda yolculuk etmek isteyenlere soğuk ifadesiyle sadece şöyle diyordu: "Kahveyi soğumadan önce iç."
Sayfa 196·Kitabı okudu
“Geçmişe dönsen, duygularını açıklasan ya da ondan gitmemesini istesen bile bu bugünü değiştirmeyecek.” 
Sayfa 21·Kitabı okudu
Reklam