Erkeklerden nefret ettiğimin farkındaydım; fakat bu sırrı uzun yıllar başarıyla sakladım. En çok nefret ettigim erkekler bana öğüt vermeye kalkışanlar ya da beni yaşadığım hayattan kurtarmak istediğini söyleyenlerdi. Onlardan daha çok nefret etmem, benden daha iyi olduklarını ve yaşamımı değiştirmek için bana yardımcı olabileceklerini sanmalarındandı. Şövalye gibi görürlerdi kendilerini; başka koşullarda oynayamadıkları bir roldü bu. Benim düşük bir insan olduğumu anımsatarak, kendilerini soylu ve üstün hissetmek isterlerdi. Kendi kendilerine,
Bir sabah, her zamanki gibi pencereyi açtım, ama Nil artık orada değildi. Nil'in aynı yerde olduğunu, sularının gözlerimin önünde aktığını biliyordum; ama sanki insan burnunun dibindekini göremezmiş gibi, Nil'i göremiyordum. Çevremi saran güzel koku da yok olmuştu. Nasıl gözlerim görmüyorsa, burnum da koku alamıyordu; gözümün önündeki şeyleri algılayamaz olmuştum artık.
Yumuşaklık, ipekler, rahat yatak; her şeyin yerli yerinde durduğunu biliyordum, ama artık bunlar benim için yoktu.