Gönüllü unutkanlık korkunç bir şey Tobias. Bugün herkes gönüllü unutkanlıktan medet umuyor. Evet, gönüllü unutkanlık, bugün ilan edilmemiş bir resmi ideoloji. Bu ideoloji rahatlatıyor, geçmişte yapılan büyük hataların yükünü azaltıyor, vahşeti unutturuyor, belki ulusal gururun incinmesini önlüyor ama insanları hakikaten uzaklaştırıyor. Büyük bir yanılsama yol açıyor. Gerçekle yüzleşmemizi engelliyor. Fakat biz ondan kaçsa da onu yok saysak da hakikat orada duruyor. Kabul etmesek de kurbanlar ve katiller var. Üstelik unutursak, yeni kurbanlar ve yeni katiller olacak.
Hala hakikati kavramaktan yoksun olan insan, hayat denilen bu olağanüstü mucize ile başa çıkamayınca, kendine bir koruyucu istiyor, kaderini yazacak kudretli bir varlık, ona mutluluğu armağan edecek kutsal bir senarist. Yeryüzündeki en kıymetli olgunun hakikat olduğunu kavrayıncaya kadar da korkarım hep böyle devam edecek.
Babasının gölgesinde yaşayan çocuklar asla büyüyemezler. Babasına muhtaç olanlar hiçbir zaman özgür olamazlar. Babalarının merhametine sığınan oğulların yaşama hakları yoktur.
“Kadına eş duyum yetisinden yoksun yetişen erkek, kadının duygularını, gereksinimlerini, acılarını anlamakta yetersiz kalmakta; ana babasının özenli, ayrıcalıklı bakımının sonucu olarak da özgüvenden yoksun, kırılgan bir erkeklik kimliği kazanmaktadır. Egemen toplumda erkeğin erkeklik duygusu büyük oranda kadına bağımlıdır. Bir başka deyişle, onun erkeklik duygusu kadının boyun eğmesi, uysal davranması ile beslenmektedir. Kırılgan, özgüvenden yoksun erkek kendisine temelsiz bir erkeklik gücünü ancak kadın üzerindeki egemenliği ile bulabilmektedir. Bu güç, erkeğin herhangi bir etkinliğinden dolayı kazanılmamakta, geleneksel olarak kendisine verilmektedir. bu nedenle de bu gücün temelsiz, sahte bir güç olması doğaldır…”
Çocuklarını döven ya da onlara hakaret eden anne- babaların birçoğu çocukluklarında benzer muamelelere uğramış, gururları incitilmiş ve belki de öyle olmamaya yemin etmiş kişilerdir. Çocuklarına zarar verdiklerini fark etmelerine rağmen kendilerini kontrol edememelerinin kökenini anne- babaların kendi gördükleri zararda aramalıyız.