"Ruhuma musallat olmuş o uçurumların kenarında yaşayabilmek için aylardır bıkmadan usanmadan çocukluğumun yüzlerini, sokaklarını, ağrılarını yazıyorum." diyen Tarık Tufan'ın harika bulduğum kısa hikayelerden oluşan kitabı.
Arka sokaklar, bir kez sevdiğinin yüzüne baksa ölecek âşıklar, güzel kadınlar, eli yüzü, bahtı kara çocuklar... Hikayelerin serencamı bu.
Farklı insanların hikayeleriyken öze dokunmasıyla hepsi içimizden birileri oluveriyor. Dönüp dönüp okuduğum, ah o içime işleyen cümleler !
İnsanlar öyle acımasızca birbirlerini hırpalıyor ki geriye kalansa hep acı ve hüzün. Bu gibi derin duygusal yarılmaları batılı sosyolojik argümanlarla açıklayabilmenin pekte mümkünatı yok. İşte acıklı Yeşilçam hikâyeleri hepsi...
Tarık Tufan'ın da dediği gibi "Herkesin hikâyesi, bir yönüyle de olsa, sarı teksir kağıtlarına basılabilecek kadar acılarla dolu memleketimizde."