Tolstoy'un Hacı Murat romanından sonra Kafkasya betimlemelerini en güzel yansıttığı kitabı diyebilirim. Hacı Murat kadar güzel bir anlatıma sahip olduğunu düşünüyorum. Tolstoy orduya subay olarak katılmış ve bu günlerini kitabına aktarmıştır. Her ne kadar askeri ve savaş olayları çok büyük yer tutsa da özellikle Kafkasya açısından coğrafi ve kültürel betimlemeler, Tatarların olaylara bakış açısı, topraklarını savunma biçimleri, düşman askerlerinin bu savaşa giriş nedenlerini sorgulamaları olaylara sosyolojik açıdan baktığım zaman beni çok büyüledi. Rusların kendinden olmayan başka halklarla olan ilişkilerine yer verdiği bu kitap dört bölümden oluşmasına rağmen kitaba ismini veren son bölüm bu kitabın en açıklayıcı bölümüdür diyebilirim. Eğer üst üste savaş hikayesi okumayı sevmiyorsanız sıkabilirsiniz lakin savaş hikayelerini olağanüstü bir biçimde okuyanlar için çok ideal diyebilirim.
''Nasıl, cesur biri miydi bari?'' diye sordum.
''Orasını Tanrı bilir. Her zaman en öndeydi. Nerede çatışma şiddetlense, oradaydı.''
''O zaman cesurmuş,'' dedim.
''Her işe burnunu sokana, aranıp sorulmadığı yerde kendini gösterene cesur denmez ki!''
''Peki kime denir sizce cesur diye?''
''Cesur....gerektiği gibi davranana cesur derler.'' dedi.
Kafkas TutsağıLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20192,677 okunma
' kim bir fidan dikerse Allah o ağaçta yetişen meyve sayısınca amel defterine sevap yazar.' hadisini ondan öğrenmiştim ve inşallah Rabb'im bana o ağaçtan tomurcuklanan cevizler sayısınca ecir verecekti.