İyiyi kötüden ayırmak mutlak anlamda ancak tanrısal bir kabiliyet ve işlemdir. İnsanoğlu bunu da yüzde yüz yapamaz. Ama şunu düşünebiliriz: Gayret etmek zorundasınız. Bu yeterlidir. Değişimin hızına ayak uydurabilmek için en azından gayret etmek zorundasınız.
İnsanın kendini en zor koşullara hazırlamasını, beklentilerini de ona göre ayarlamasını öneriyor. Hazırlıksızlığın ve ayarsızlığın, mutsuzluğun en önemli kaynaklarından olduğunu anlatıyor.
Hangi sınıftan, hangi gruptan gelirse gelsin, dünyaya mutlu bakmak insanların hakkı ve görevidir. Bu çok önemlidir. Hayata iyi bakacaksınız, her zaman bir çıkar yolunu araştıracaksınız, iyi yönünden görmeye çalışacaksınız. Bu, "Eleştirilerinizi yapmayın, itirazdan kaçın," demek değil ama itiraz için iyimserlik de gerekir.