İyi ki bitmiş; olmayan kimya bilgimle eve laboratuvar kurmalara kalktım sayende Muazzez. Kokunun sindiği her şeyi topladım. O kokuyu oradan sıyırıp bir şişenin içine falan saklayabilsem, dünyanın en mutlu adamıydım. Denedim, yapamadım. Onu yapabilsem bir sonraki fazda bakışlarını toplardım. Şuraya da bakmıştı, buraya da değmişti gözü, şuraya bakarken gözlerini kırpmış, şu pencerede dalıp gitmişti der, bakışlarını başka bir şişede damıtırdım. Onu başarsam; dokunuşlarına takardım kafayı. Parmak izlerini toplardım üzerinden. Yorganı açarken ki o el hareketin orda duruyor, çay bardağını kavrayışın, elektrik düğmelerini şak diye indirişin, giderken kapının kulbuna son dokunuşun... Hepsi duruyor. Bütün hareketlerini, adımlarını, oturuşunu, dokunuşunu, parmak izlerini, varlığının havada bıraktığı rüzgârı toplar onları seyreltirdim. Düşünsene beher kapta hayaletin kaynıyor... Varsın, ordasın, ama yoksun... Fakat fen hiç ilerlememiş Muazzez, seni geri getirmenin formülünü bulamadık ya, bırak Nobel ellerin olsun.
Anneler evlatlarının masumiyetini bir nişan gibi gözlerinin içinde taşıyorlar her zaman, bunu kaybederlerse eğer başka hiçbir şey göremeyecek kadar karanlık bir suçluluk duygusuna gömülüp kalacaklarını sanıyorlar.
Sayfa 19 - Doğan Kitap, Gelirken Ekmek Al·Kitabı okudu
Babam herkese "kardeşlik" diyor hayalimde. Belki hiç demiyordur. Bilmiyorum. Ama desin, babam herkesin kardeşi olsun, herkes babamın kardeşi olsun, herkes sevsin onu, o herkesi sevsin istiyorum
Sayfa 17 - Doğan Kitap, Gelirken Ekmek Al·Kitabı okudu
İnsafsızın çekicidir ikna; o vurur ve inancın küçük bir çivi gibi yamula yamula gömülür duvarın içine. Herkes sana suçlu olduğunu söylediğinde, sen kendi masumiyetine çok fazla direnemezsin. Günün birinde o çiviyi oradan çıkartsan da duvarda suçlanmış olmanın deliği kalır.
Sayfa 16 - Doğan Kitap, Gelirken Ekmek Al·Kitabı okudu