Kitaplar en zoruydu, biliyordum. Yıllardır o evden o eve koli koli taşıdığın, bin türlü nakliyeci suratı çektiğin, evlat gibi üzerine titrediğin ama işte bir gün gelip vedalaşılması icap eden kitaplarını öyle birine emanet etmeliydin ki, bir daha dönüp almayacak da olsan, bundan böyle emin ellerde olduklarını bilmen gerekirdi.
Bir oda-bir salon evimde yan yana getirdiğim mobilyalar bundan birkaç ay öncesine kadar İstanbul'un başka evlerini mesken bellemiş, eski sahiplerine o evlerde bambaşka bir nizam içerisinde yoldaşlık etmiş, bambaşka yaşamlara ilişmiş, bambaşka teamül ve alışkanlıklarla haşır neşir olmuş, bu sayede her biri başka bir hikayenin gerektirdiği ölçüde ve yönde eskimiş, aşınmışlardı. Daha mı az yalnızdım bu sayede, yoksa daha mı çok, tam bilemiyordum. Gecesine göre değişiyordu hislerim. O esnada çalan şarkıya göre de...