Çevresi onun izleriyle doluydu, kadının elinin değdiği nesnelere bakışlarıyla dokunmuştu; her biri onun varlığının yaydığı mutluluktan bir parça barındırıyordu içinde...
Sayfa 17 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Onu, Tanrım, onu bırakıp gitmek: Nasıl düşünebilmişti bunu, sanki hâlâ kendi kendine aitmiş gibi, sanki bütün duygularıyla kökünden buraya, onun varlığına kenetli değilmiş gibi nasıl böyle bir karar alabilmişti!
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ama aşk, bir cenin gibi bedenin karanlıklarında acıyla dönüp durmaktan kurtulduğu, nefes ve dudak aracılığıyla kendini zikir ve itiraf edebildiği zaman gerçek aşktı.
Sayfa 11 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
... o ortamlarda varlığına yalnızca göz yumulan biri olarak ruhu, üst sınıfa ve çevresine, onların heybetli ağır möblelerine, tıklım tıklım dolu lüks salonlarına, dolup taşan sofralarına ve sahip oldukları bütün bolluklarına karşı bütünüyle kinle doluydu.
Sayfa 5 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu