Düşünen herkes, potansiyel bir suçluydu. Düşüncenin illa eyleme dökülmesi gerekmiyordu, düşünülmesi çocuğun rahme düşmesi demekti. Er geç doğacaktı. Bu sadece zaman meselesiydi.
Söğüt ağacı rengi güzel gözler ölü gibi bakmaya devam etti ve o zamandan beri sel gibi akıttıkları yaşlar içinde bile artık parladıkları hiçbir zaman görülmedi.