Hayat, başkalarının hatalarını yüklenemeyecek kadar kısaydı. Herkes kendi hayatını yaşıyor ve bu hayatı yaşamanın bedelini ödüyordu. Acı olansa, insanın çoğu zaman tek bir hata için çok fazla bedel ödemek zorunda kalmasıydı. Aslına bakılırsa, insan tek bir hata için sürekli bedel ödeyip duruyordu. Kader, insanla olan alışverişinde alacak defterini hiçbir zaman kapatmıyordu.
Ruh, günahlar evinde ikamet eden bir gölgeden mi ibaretti? Yoksa Giordano Bruno'nun dediği gibi, aslında beden mi ruhun içindeydi? Ruhun bedenden ayrılması bir muammaydı, tıpkı bedenin ruhla birleşmesinin bir muamma oluşu gibi.
Tüm insanlar Cennet'i erkenden, henüz dünyadayken bulmak ister. Sorun şudur ki, ego kendini mükemmel hissetmek ister, ama bu şiddetli cennet arzusu safdillikle birleştiğinde, bizi doyuramamanın ötesinde, yok edici yiyeceği haline de getirir.