Büşra Aydın

Büşra Aydın
@busraydbn
Altı çizili satırlarımın dijital arşivi
Koca bir dünyayı değiştiremeyeceğim aşikardı; fakat, "Herkes kendi kalbinin tortusunu süpürse, belki o zaman" deyip, kendi dünyamı değiştirmeye bile çalışmamıştım. Kahraman olmak istediğim yoktu. Ne yaparsam yapayım, bu dünyayı anonim bir kambur gibi terk edeceğimin gayet fakındaydım. Ama hiç değilse, yıllar boyu içimde biriktirdiğim yükü azaltmak, doğrusunu sezdiğim bir yanlışı hal yoluna koyup az da olsa ferahlamak arzusundaydım.
Sayfa 43·Kitabı okudu
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bir başka insana «inanmak» demek onun tutumundan, kişiliğinin özünün ve sevgisinin değişmezliğinden emin olmak demektir. Bunu söylerken, bir insan fikirlerini değiştiremez demek istemiyorum. Ancak temel dürtüler aynı kalır. Örneğin yaşama ve insan onuruna verdiği değer onun bir parçasıdır, değişmez.
Sayfa 125·Kitabı okudu
Hiçbir şey bilmeyen, hiçbir şeyi sevmez. Hiçbir şeyden anlamayan insan değersizdir. Oysa anlayan biri, hem sever hem fark eder hem de görür... Bir şeyde ne kadar çok bilgi varsa, o kadar büyük sevgi vardır... Bütün meyvelerin böğürtlenlerle aynı zamanda olgunlaştığını zanneden biri, üzümleri hiç tanımıyor demektir. Paracelsus
Sayfa 126·Kitabı okudu
Bir başka hasta sevgi biçimi de insanın kendi sorunlarından kaçmak için "izdüşümü metodunu" kullanarak «sevdiği» insanın eksik ve zayıf yanlarıyla ilgilenmesidir. Bu durumda bireyler grupların, ulusların, dinlerin davrandıkları gibi davranırlar. Kendi kusurlarını aptalca bir neşeyle göz yumarken, karşısındaki insanın en ufak kusuruna bile çok büyük duyarlılık gösterirler. Her zaman diğer kişiyi düzeltmeye ve suçlamaya çalışırlar. Eğer her iki kişi de böylesi davranış içine girerlerse, sevgi bağlılığı karşılıklı suç atma edimine dönüşür. Bir başka suç atma biçimi, suçu çocuklara atmaktır. Her şeyden önce bu tür suç atmalar çocuklara yönelen dileklerde ortaya çıkar. Kendi hayatına bir anlam kazandıramadığını anlayan bir kişi bu eksikliğini, çocuklarının yaşamını değerlendirerek gidermek ister. Ne var ki kendisi başarısızlığa uğrayacağı gibi, çocuklarını da peşinden sürükler. Çünkü varlık sorunu ancak kişinin kendisi tarafından ve kendisi için çözümlenebilir, birisinin yerine başkası çözemez. Anne ya da baba da başarısızlığa uğrayacaklardır. Zira bu soruna kendileri için bir çözüm bulamadıklarına göre çocukları için bulabilmeleri olanaksızdır. Mutsuz bir evliliğe son verme sorunu, ortaya çıktığı zaman da çocuklar, suçun üzerlerinden atılması için kullanılır. Anne ya da babanın burada hemen sarılıverdikleri şey, ayrılmalarını engelleyen nedenin çocuklarının «yuvasız» kalma olasılığıdır. Ne var ki herhangi bir detaylı araştırma aile içindeki mutsuz ve gergin havanın çocuk üzerinde kesin ayrılmadan daha olumsuz etki yaptığını gösterecektir. Ayrılma, çocuklara hiç değilse dayanılmaz derecede kötü koşulların insanın gözüpek bir kararla sona erdirebileceğini gösterir. Burada sıkça rastlanan bir yanılmadan söz etmek gerekmektedir. Bu sevginin tüm çelişkileri kendiliğinden
Sayfa 101·Kitabı okudu
Bir başka yalancı sevgi türü «duygusal sevgi» türü olarak isimlendirilebilir. Bu sevginin özü onun aslında bir fantazi olarak yaşanması, hiçbir zaman orada ya da burada gerçek bir insana karşı duyulmamasıdır. Bu sevginin en yaygın örnekleri büyük bir açlıkla sinema ve dergilerdeki aşk öykülerine aşk şarkılarına koşan kişilerdir. Bunlar bu tür ürünleri yutarak sevgi, birleşme yakınlık gibi doyurulmamış isteklerini karşılamaya çalışırlar. Kendi ilişkilerinde ayrı olmanın duvarlarını yıkamayan karı kocalar perdede izledikleri çiftin mutlu ya da mutsuz aşk öykülerine gözyaşı dökerler. Birçok çiftin sevgi duydukları tek an perdede bu öyküleri izledikleri andır. Birbirlerine karşı sevgi duymazlar, birlikte duyarlar, başkalarının «sevgisinin» izleyicisi durumundadırlar. Sevgi bir hayal olduğu sürece katılırlar ona. İki insan, arasındaki ilişki haline dönüşüp gerçekleşmeye yüz tuttu mu buz kesilirler. Duygusal sevginin bir başka görünümü, sevginin zaman içinde soyutlaştırılmasıdır. Bazen bir çifti sevgilerinin geçmişte kalan anıları, çok derinden duygulandırır. Oysa o geçmişi yaşadıkları günlerde böylesi bir sevgi yaşanmamıştır ya da bunlar gelecekteki sevginin fantazileridirler. Kaç nişanlı ya da yeni evli çift gelecekte gerçekleşecek sevginin mutluluğunu düşlerlerken yaşadıkları o anda birbirlerinden sıkılmaya başlamışlardır bile. Bu tutum, çağdaş insanın belirgin özelliği olan tutuma oldukça uymaktadır. Çağdaş insan içinde bulunduğu anı yaşamaz, ya gelecekte yaşar ya geçmişte. Duygusal bir şekilde annesini ve çocukluğunu düşünür ya da geleceğe ilişkin mutlu planlar yapar. Sevgi ister başkalarının uydurulmuş yaşamlarını açlıkla paylaşarak olsun, ister yaşanılan anda geçmişe ya da geleceğe atılarak yaşansın bu soyutlanmış ve yabancılaştırılmış sevgi biçimi gerçeğin,
Sayfa 100·Kitabı okudu