Destanları ancak kahramanlar yazar. Çünkü onlar, vazifenin bittiği yerde, ölümü göze alarak çalışmaya devam ettikleri için birer kahraman olmuşlardır... Tıpkı "Çöl Kaplanı" Ömer Fahrettin Paşa gibi...
Ruhu şad, hatırası her dem taze olsun...
Teslim olan olsun. Giden gitsin! Bir başıma da kalsam, bu şehirden ayrılmayacağım... Burçlardaki dalgalanan bayrağı bedenime kefen niyetine saracak çarpışacağım. Gaflet ve hıyanet içinde asla olmayacağım... Bedendeki can, bu kutsal şehrin sokaklarına düşmedikçe, Medine de düşmeyecektir!
Hey gönlüm, şurada, yangın yerine dönen şu yerde, yüreğimde her dem büyüyen yangınları söndürebilecek miyim? Bizler ateşe tutkun pervaneler gibiyiz. Hep ateşin yayındayız. Bir kanat boyu mesafeyi koruyamazsa pervaneler yanar, küle dönermiş. Biz ise nice yangınları elimizle söndürecek kadar fedakar ve gözümüz kara... Öyleyse ne gam? Yangınları ve büyüklüğünün ne önemi var? Biz boğazımıza çökecek olan ecele bile, "bizi evde beklemesinler" demedik mi? Tasalanmak bize düşmez. Tasalanmayı avuçlarımızla söndüreceğimiz ateşin şuleleri düşünsün.